A’yân-ı sâbite'ye göre mi cennet-cehennem?

Bir kimsenin a’yân-ı sâbitesi yönüyle kazâsında (hükmünde) diyelim ki Mudill esmâsı bir puan fazla ve Hâdî esmâsı bir puan geri olsun, o kişi ilk zamanlarında eğitim almaz ise bunları araştırmaz ise ki insanın birinci vasfı araştırıcı olmasıdır ve görevi de budur; (Peygamberler herşeyi ortaya koydular, tatbîkini de kendileri yaptılar, bizlerden de bu tatbîkleri doğru bir şekilde işlememizi, Cenâb-ı Hakk ile birlikte beklemektedirler) eğer bu kimse de bu şekilde kendisinde Mudill esmâsı fazla diyerek devâmlı olarak bu fiilleri işliyor ise, o işlediğini Allah yaptı diyemeyiz, yani hiçbir şekilde Allah’a bağlayamayız, bu durum o kula bağlanır. Çünkü Cenâb-ı Hakk ona bir kimlik vermiştir “ente/sen” demiştir, bu kimliği tanımıştır, bunun yanında hürriyet de vermiştir ve sahasını çizerek neyin nasıl yapılacağını göstermiştir, sonra da ona halîfelik kabiliyetini de vermiştir. Yoksa mutlak olarak halîfe etmiş değildir. Cenâb-ı Hakk insanı halîfelik techizatı ile donatmış ve âleme imtihan için göndermiştir. Onun içindeki ateşi de alevlendirmiş ve de “bak sonun burası veyâ burası bu yerlerden birini seç” demiştir. 
 Esmâ-i ilâhiyyenin birinin eksikliği olabilir ama benzer bir başka esmâ-i ilâhiyyeden fazlalık da vardır. Kişide Mudill ismi fazla olabilir ve kişi bunun gereği olarak, yaşantısını sürdürüyor olabilir, ancak Cenâb-ı Hakk örneğin Kudret’inden ona biraz daha vermiş olabilir ki bu Kudret kullanılarak o Mudill’in gücü eksiltilebilir. Bunun sonrasında seçimlerini yapmak sûretiyle de Hâdî ismini arttırabilir. Bizde Kahhar esmâsı da vardır, ama Kahhar esmâsını başkasına zarar verecek şekilde değil de, müdâfaada kullanırız. Eğer Cenâb-ı Hakk bize Kahhar ismini vermese ve hep Latîf ismini verse bu durumda kendimizi koruyamayız. Bizler aslında Cenâb-ı Hakk’ın esmâ-i ilâhiyyesini korumaktayız. İşte İblîs’in olması da bunun içindir, bizlerin Mudill’iği tadması içindir, eğer içimizde Mudill olmaz ise ne ile savaş edeceğiz. Mudill olmaz ise kişi melek olur ki, melekler için de cennet yoktur.

Her şey Merkezinde mi hikayesi Kitabı "Kaza ve Kader Hakkında Sohbet" bölümünden
Terzibaba Necdet Ardıç Uşşaki (k.s.)