Altı cihetin kapılarına kilit vur

Malumunuz ola ki her gönülde bir petrol kuyusu vardır. Bazılarında petrolün yüksekliği fazla olur, adeta kova ile alınır. Bazılarında derinleşir. Onun seviyesi de yükselir, ama yanlardan daha çukur yerlere sızdığı için zâyi olur. Sondaj bunu gösteriyor. İnsanlar 10-15 sene ekmek parası için çalışır. Evvela o lâzım. Gündüzün yorucu vazifeleri bitip de huzur vakti gelince bildiklerini, zevklerini, kederlerini hep unutmak lazım. Hatta o vuslat anında kendini de unutmak lazım. Aşk odasına girerken aklı kapıda bekçi olarak bırakmalı; o odada iş bittikten sonra akıl lazım olur. Hazret-i Mevlânâ’nın “Altı cihetin kapılarına kilit vur” dediği işte budur.
...
İnsan bu aleme temiz gelir, kirlenir. Temizlenmesini bilirse, huzura da temiz olarak gider. Kirli olanlar huzura giremez. Kabir aleminin sonsuz senelerinde hep mücadele ile vakit geçirir. Bir adam ölüm döşeğinde can veremiyormuş. Mütemadiyen boğuşma, çekişme, heyecan... Günler böyle devam ediyor. Dostlar baş ucunda hepsi kederli, mahzun, müte’essir, ürkek. Arif bir komşuları gelip soruyor: “Hayatta ne iş yapardı?” “Fabrikada ustabaşı idi.” diyorlar. O zât eğilip hastanın kulağına “Paydos” diye bağırıyor. Adam huzura kavuşuyor ve ruhunu teslim ediyor. Biz de öyle, ibadete ve kıymetli eserler okumaya başlarken uzun bir paydos çekmeliyiz. Gözlerinden öperim. Hak erenler yardımcınız ve muhafızınız olsunlar. Cümlemizden selamlar. Tanrıya emanet olunuz efendim.

el-Fakîr, M. Nusret Tura