Ehl-i Beytin Gülleri

Somuncu Baba Dergisi / Şubat 2007
Ehl-i Beytin Gülleri
Peygamberimiz (s.a.v)’i seven gönüller, ona olan muhabbeti değişik şekillerde izhar etmişlerdir. Bişr-i Hafî hazretleri Allah Rasûlü (s.a.v)’nün dolaştığı çöl kumlarına ayakkabıları ile basmamış, ayak yalın dolaşmış, şâir Nâbi ise, Medine civarında bile edebe muhâlif hareket edilmesine razı olmamış, muhabbetini edebî bir üslupla dile getirmiştir.
 Gül kokulu sevgilinin aşk râyihâlarını yüreğinde hisseden, hâl ve hare­ketle ittiba etmekle birlikte, bu sevgiyi şiir diliyle ifade edenlerden biri de Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi’dir.
 Osman Hulûsi Efendi, nesep itibariyle hem o pak ve temiz nesilden gel­mesi, hem de Peygamber (s.a.v)’e duyduğu aşırı sevgi, saygı, bağlılık ve hür­metten dolayı eserlerinde bu konuya ayrı bir önem vermiştir.
 İslâm tarihinde Hz. Hasan (r.a) neslinden gelenlere “Şerif”, Hz. Hüse­yin (r.a) soyundan gelenlere de “Seyyid” adı verilmiş; kendilerine hür­met ve muhabbet göstermek, Hz. Peygamber (s.a.v)’i sevmenin bir tezahürü kabul edilmiştir. Osmanlı döneminde halk arasında tanınmaları için farklı kıyafetlerle dolaşmaları sağlanmıştır. İsimleri, şecereleri ve ahlâkî durum­larını tespit eden teşkilatlar kurulmuştur.
 Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi de, bu pak soydan hem anne, hem de baba tarafından iki koldan da gelmesi sebebi ile Ehl-i Beyt’ten bir Seyyid olması, ayrıca da Ehl-i Beyt’e duyduğu sevgi ve saygısı ile takdire şayandır.
 Osman Hulûsi Efendi, Ehl-i Beyti güle benzetmiş ve kendisinin de oraya, Altın Silsile olarak adlandırdığı neseb-i âliye, bir evlat olarak bağlı olduğunu şu şiiriyle beyan etmiştir:
 Hulûsî sulbümüz el-hak
 Rasûl’ün âline mülhak
 Altun silsilenin mutlak
 Hep kavmi kardaşı güldür
 diyerek, Rasûl’ün âline nesep yoluyla bağlı olmasını, o altın silsilenin bir halkası olmasını iftiharla dile getirmiştir. Seyyidlerin tümünün (akraba) o gül neslin bir parçası olduğunu ifade etmiştir.
 Bir başka şiirinde ise;
 Bülbül gibi gülzârına ol gamze-i sehhârına
 Kurbânım her etvârına bakmam cihânın vârına
 Bir gün gelip bakmadınız Âl-i Rasûl’ün zârına
Derdiyle giryân olduğum aşkıyla nâlân olduğum
 Hâl-i perîşân olduğum hep olduğum pâzârına
 Bir gün gelip bakmadınız Âl-i Rasûl’ün zârına
 manzum ifadeleriyle, “Evlad-ı Rasûl, bir çok sıkıntılara katlandı, zorluklarla karşı karşıya kaldı. Gül için, gül yüzlü için dertlere düştü. Ancak bunu takdir edemeyen vefasızlar bir gün bu durumlarla ilgilenmedi. Yarın huzur-ı mahşerde Allah Rasûlü, Ehl-i Beyt’ine yapılan haksızlıkları ve insanların ilgisizliğini, hürmetsizliğini elbetteki soracaktır. Sizler o zaman ne yapacaksınız?” manasında Ehl-i Beyt’e sahip çıkılması gerektiği hususunu belirtmiştir. Buna benzer bir başka beyitte ise;
 Rasûl’ün âline buğzun Rasûlu’llah’a buğzundur
 Rasûlu’llâh’a buğzun Allah’a buğzundur
 buyurarak Ehl-i Beyt’e yapılan buğzun ve kötülüğün, Rasûl’e ve Allah’a yapıldığına dikkat çekmiştir. Bu konuda Divân-ı Hulûsî-i Dârendevî’de birçok beyite rastlamak mümkündür. Biz konu ile alâkalı bunları nakle­diyoruz. Ayrıca konuya Mektubât-ı Hulûsi-i Darendevî’de de oldukça yer verilmiş olup örnek olması açısından bir tanesini naklediyoruz:
 “Ey hâk! Tinet-i pâkın şol nurdandır ki, zübde-i mahlûkâtın sulb-i pâ­kinden intikâl etmiş ve ol mefhar-ı dü-cihânın silsile-i mîrâcına imtisâl etmiş ve cevher-i rûh-ı pür-fütûhun ol tarîki tutup ve ol harem-serâyın kapısına kurbanlığa baş koyup kesb-i nakdî visâl etmiş.”
 Osman Hulûsi Efendi 1988 yılında umre ziyaretindeyken ikindi namazından sonra yapılan bir sohbette Seyyidliğin öneminden bahsederek şöyle buyurmuştur: “Ebu Zerri Gıfarî (r.a.) hazretlerinin bir kelamı var, ‘İbadeti taatde belin yay gibi olsa (şahadet parmağını bükerek işaret etti) Ehl-i Beyt’i sevip, hizmet etmedikçe amelin makbul olmaz.”
 Selam olsun Âlemlerin Efendi’sine,
 Selam olsun Rasullah’ın temiz nesline…
Summary
 The Roses of Ehli Beyt
The ones who love the Prophet Muhammed (peace be upon him) show their deep affection to Him in various ways. Osman Hulusi Efendi, especially emphasized this paint in his works both because he was a member of that pure ancestry and his great love, respect and addiction to the prophet Muhammed (pbuh). In the History of Islam (Islamic History), the ones who descended from Hz. Hasan (may Allah be pleased with him) are called as “Şerif” and the ones from Hz. Hüseyin (may Allah be pleased with him) are called as “Seyyid”. Showing respect to them is considered as the manifestation of affection to the Prophet Muhammed (pbuh). Osman Hulusi Efendi defined the family members of the Prophet Muhammed (pbuh) as a “Rose” and he declared his adherence to them as a descend at of that noble family in his poem:
 Our descendants is real and right, Hulûsi We are the members of the Messenger’s family And as being the members of that “Golden Lineage” All people and brothers are a Rose.
 In his another poem, he also stated the importance of showing respect to that noble family and emphasized that harming the members of his family means harming the Prophet:
 “Your hatred to the family of Muhammed (pbuh) is your hatred to Muhammed (pbuh)And the hatred to the Prophet Muhammed (pbuh) is your hatred to Allah.”
 Peace be upon to the Prophet Muhammed, The Messenger of Allah And peace be upon to the pure ancestry of Muhammed Rasulullah
 Ehl-i Beyt : The household of the Prophet Muhammed (pbuh)
 Pbuh : Peace be upon him
 Rasulullah : The Messenger of Allah
palakoglu@somuncubaba.net