GANİYİ MUHTEFİ NEFESLER

Bundan iki yıl kadar önce bir dostum bana Beşiktaş/İstanbul'da Seyran Kitabevi'nde rastladığı bir kitapdan bir nüsha takdîm etti. 1998 yılında Çağrışım Yayınları tarafından basılan ve Nefesler başlığını taşıyan, 13´19 cm boyutlarında, 216 sayfalık bu kitabın yazarı Ganiyy-i Muhtefî idi. Hamzavî-Melâmî Kutuplarından İdrîsi Muhtefî'den (1) başka Muhtefî mahlası ardına gizlenmiş bir başka kişi tanımadığımdan bu kitap ve yazarı ilgimi çekti . Kitap: İthaf, Önsöz, Takdîm, Sultanlarım, Tahassür, Tecellîyât, Velâyet ve İrşâd, Edeb, Seyr-i Sülûk, Merâtib-i Tevhîd Risâlesi, Hâtime, ve Sözlük bölümlerinden oluşmaktaydı. Ganiyy-i Muhtefî Nefesler'i: Habîbullah-ı Ekrem'e O'na verilen Kevser'e, Ve bu Kutlu Sülâle'ye İlelebed Girenler'e Aşk-u niyâzla, hörmetle Ve de sonsuz muhabbetle. nefesiyle ithâf etmekte ve Önsöz'de de kitabın hangi sâikle yazılmış olduğuna Allah'a hamd ederek başlarım Besmele'yle. Rabb'im, Sen bu fakîri ihvâna feyyâz eyle! Salât-ü selâm olsun Hazret-i Muhammed'e, Rabb'im bizi mutî kıl O Nebiyy-i Emced'e. Neler kaldı yâ Ganiy şu kutlu ondört aydan? İkibinbeşyüz beyit üfürüldü bu nâydan. Bir kısmından(2) "Nefesler", işte, olundu tertîb; "Merâtib-i Tevhîd"le feth olundu merâtib. Nesîm-i Rahmânî'yle ihdâs olunan kitâb Uşşâkın, İnşaallah rûhuna eder hitâb. ifâdesiyle ışık tutmaktadır. Ganiyy-i Muhtefî Nefesler'in 6. sayfasındaki I-4 ve 7. sayfasındaki I-5 numaralı nefeslerde: 1) kendisinin bir ney, ve 2) bu neyi üfleyenin de Cenâb-ı Rabbü-l Âlemiyn olduğunu, ayrıca yukarıya dercedilmiş olan Önsöz'ünde de 3) bu kitabın Nesîm-i Rahmânî vâsıtasıyla (Rahmân'ın esintisiyle) ihdâs olunmuş olduğunu ve bu üflemenin de 14 ay sürmüş olduğunu beyân etmektedir. Kitapta müellifi tanıtan herhangi bir takrîz ya da açıklama yoktur. Ganiyy-i Muhtefî'nin, mahlasına uygun olarak, tıpkı İdrîs-i Muhtefî gibi sırlı kalmak istediği gözlenmektedir. Bununla beraber Nefesler'deki satır aralarından Melâmet neş'esinde bir Uşşâkî eri olduğu, en azından iki mubârek zâttan feyz almış olduğu anlaşılmaktadır. Kullandığı dilin vokabüleri oldukça zengindir. Osmanlıca'ya olduğu kadar çağdaş Türkçe'ye de hâkim olduğu görülmektedir. Ancak Osmanlıca zevkinin ağır bastığı söylenebilir. Bunun için olsa gerek, kitabın arkasına 300 kadar Arapça ve Osmanlıca söz ve deyimin açıklaması ilâve edilmiştir. Bunu Ganiyy-i Muhtefî'nin mi yoksa yayıncının mı tertib etmi olduğu konusunda herhangi bir bilgi verilmemiştir. Nefesler hece vezninde ve büyük bir çoğunluğu 4+3+4+3 ya da 3+4+3+4 şeklinde tertîb edilmiştir. Nefesler'de leitmotifler olarak karşımıza çıkan bir husus Velî olmanın tek şartının insanın Mi'râc'ının gerçekleşmiş olması olduğuna yapılan vurgudur, bir diğeri ise Hakk yolu yolcularının Edeb'idir. Nefesler'in VIII. Bölüm'ü olan ve 16 derste 18 nefesten oluşan Merâtib-i Tevhîd Risâlesi ilgimi fevkalâde çekti. Bu, derîn bir tefekkürü ve âleme bir başka açıdan bakışı gerektiren bölüm üzerinde epeyce düşündüm. Bunu anlayabilmek için en iyi yolun düşüncelerimi yazıya dökmek olduğuna karar verdim. Ve on aylık yo ğun bir çalışma sonucu ortaya elinizdeki yorum çıktı. Bilindiği gibi tarîkatlar mânevî eğitim alanında merkezî bir rol oynayan önemli kurumlardır. Hakk yolunun tâlibi bu eğitim sâyesindedir ki: 1) nefsini ve nefsinin hiylelerini ayrıntılarıyla tanır, 2) tevhîd mertebelerini zevk eder, ve 3) Ledün İlmi'nin başlangıcına âşinâ kılınır. Bu eğtimin stratejisi tarîkattan tarîkata değişebilir. Hattâ aynı bir tarîkatın kolları arasında bile teferruat açısından farklar bulunabilir. Bazı tarîkatlarda bu üç husûsa olabildiğince eşit ağırlık atfedilirken, örneğin Muhammed Nûrü-l Arab'ın yolunu izleyen Üçüncü Devre Melâmîleri gibi diğer bazılarında tevhîd mertebelerinin tedrîsi yâni bu mânevî eğitimin ilme dayanan yanı, ön plâna alınmıştır. Fakat biz bu noktada Nefesler'e baktığımızda Ganiyy-i Muhtefî'nin orijinal bir düşünce metodu ile karşılaşıyoruz. O, nefse karşı cihâd gerçekleştirilmeden tevhid mertebelerine el atmanın hakîkat yolcusunun vehmini arttırabildiğini ve bazen de onu sapıklığa uğratıp, zındıklığa düşürüp, yolunu kesebildğini söylemektedir. Çünkü böyle bir tavır, tasavvufu yalnızca fikrî ve felsefî bir meşgaleye dönüştürecektir; sonunda da ehl-i hâl olmayan sâdece ehl-i kal olarak kalan yâni bunların delâlet ettiği hâli kazanamamış/yaşayamamış insânlar ortaya çıkacaktır. Ganiyy-i Muhtefî bu konuyu tarîkat terbiyesi açısından büyük bir orijinalitesi olduğuna inandığım "Uşşâkî-Melâmîlerin Seyr-i Sülûk-ı Cedîdi" başlıklı, 77 beyitlik uzun nefesinde ayrıntılarıyla işlemiş bulunmaktadır (Bk. Nefesler, sayfa:154-160). Ganiyy-i Muhtefî'nin bu uygulaması O'nu bir mürşid, olgun bir yol gösterici ve irfân sâhibi bir mürebbi' olarak karşımıza çıkarmaktadır. İnanıyorum ki; hem yaşadığımız çağda, hem de gelecekte tasavvuf/tarîkat ekseninde çalışma yapacak olan araştırmacılara Nefesler, içindeki hikmet pırıltılarıyla kaynaklık yapacak, ilhâm verecek ve ışık tutacaktır. Ganiyy-i Muhtefî'nin Merâtib-i Tevhid Risâlesi yorumunun bu Mükevvenât'ın esrârını fehmetmek isteyenlere mütevâzî bir rehber olmasını Cenâb-ı Hakk'tan niyâz ediyorum. Böyle bir eseri yorumlama şevk ve heyecânı ile birlikte gücünü de lûtfeden Allah'a hamd ve şükürden âciz olduğumu itiraf ediyorum. Sarfettiğim gayretler sırasında zuhûr eden sürçmelerimin benim için tek sevda konusu olan, günahkâr kulların merhametli şefaatçisi Hz. Muhammed Mustafa (SAV) ve O'nun muhterem ve pâk Ehl-i Beyti'nin aşkına bağışlanmasını diliyorum. Tüm okuyucularıma selâm, sevgi ve saygılarımla. NECMETTİN ŞAHİNLER 07.12.2000 23:01 /11.Ramazan.1421 TRABZON Dipnot: 1 İdrîs-i Muhtefî: İstanbul'da 1615 yılında vefât etmiş olan Hamzavî-Melâmî kutbu. Asıl Adı Hacı Ali Bey idi. Meşhur mutasavvıflardan Sarı Abdullah Efendi (1584-1660) onun mürîdlerindendi. (İdrîs-i Muhtefî hakkında geniş bilgi için bk.: Abdülbâkî Gölpınarlı, Melâmîlik ve Melâmîler. 2 Nefesler, tesbit ettiğim kadarıyla, 1133 beyit ihtivâ etmektedir.
www.ozemre.com