Halak-Ceal-Fatır-İcad ve Yaratılmışlık

Kur’an'da “halak”, “ceal”, “fatır”, “icad” gibi kelimeler vardır. Tefsirlerde genel olarak bunlara (yaratma, yaratık, yaratılmışlık, yaratılanlar) gibi mana verilmektedir. 
Şeriat ve tarikat mertebelerinde doğru ve geçerli olmakla birlikte, hakikat ve marifet mertebelerinde geçerli değildir. O mertebelerdeki ifadeleri 'zuhur' ve 'tecelli'dir. Arifler “Kamus-u Aşk”tan (büyük aşk lügati) “yaratma” kelimesini çıkarmışlardır. Çünkü yaratma, ikiliği zorunlu kılmaktadır, ki bu, gerçek tevhide aykırıdır. Şeriat ve tarikat mertebelerinde “Tenzih” anlayışı geçerli olduğundan; bu anlayışta Allah (c.c) zaman ve mekan ötesinde kabul edildiğinden, ikilik oluşmaktadır; ikilikte ise, kolay bir anlayış içinde, yaratan ve yaratılan vardır. Hakikat ve marifet mertebelerinde gerçek tevhid anlayışı olduğundan, tevhid de ise ikiliğe yer olmadığından, yaratma olamaz, ancak zuhur olabilir. Cenab-ı Hak, “Hak” esmasına “Hay” ismi ile tecelli ettiğinde ona bir “lam” ilave edince “Halk” oldu. Böylece alemler “gizli hazine”den zuhur etti. “Hak”ismi ile batın,“halk” ismi ile zahir oldu.
Bu oluşum şeriat ve tarikat mertebelerinde "yaratma", hakikat ve marifet mertebelerinde "zuhur ve tecelli" kelimeleriyle ifade edildi.
Asılda ne ile ifade edilirse edilsin ancak “illa Allah”tır. Bu alemlerin bir ismi de “İnsan-ı Kamil”dir. Görülen varlığın hepsi de “ayet”tir. Birimsel insan ise “büyük ayet”tir. Hele hele o bireysel insan kendini tanıyıp bilmişse, “Zat tecellisi”nin zuhur mahalli olmuştur.
Cenab-ı Hak, alemlerde “esma” ve “sıfat”larıyla zuhur etmekte; insanda ise “Zat”ıyla zuhur etmektedir.

Terzibaba Necdet Ardıç Uşşaki k.s.