Hayvanla müştereken sahipolduğu duyguların boyunduruğundan kurtulana insan denir

Hayatında gamlı günler geçiren kimselerin en tabiî temayülleri, kesret aleminden vahdet alemine dönmeleridir. En nihayet Hak ile karşı karşıya kalırlar.
Ressamın, muharririn, konuşan alimin kafasında nokta halinde olan bir fikir harekete geçince genişler. Renkler ve şekiller çoğalır. Bir tohumun büyümesi de böyledir. Zeytinyağı veya gazın bir damlasının bile su üzerindeki yayılması böyledir.
Kutuplardaki cumûdiyeler, güneş görmezlerse taşlık mevkiinden kurtulamazlar. Gafil insanlar da aşıklardan hararet almazlarsa, yürekleri taş ve buz mevkiinden kurtulamaz.
Bir buz parçası, suya atılırsa, yürekleri eriyinceye kadar “Ben taşım” diyebilir. Tamamiyle eridikten sonradır ki “taşım, buzum” diyecek hali kalmaz. Çünki tamamiyle su olmuştur.

Yavrularım! Hayvanlarla müştereken sahip oldukları duyguların boyunduruğundan kurtulan kimseye “insan” denir. Bir kimse doktora “Hastayım, beni tedavi et” diye müracaat ederse, ilaçlarla, nasihatlarla hastalığı geçer. Müracaat etmediği takdirde doktorun nasihatleri ve ilaçları kendisinde gizli kalmış olur. Böyle kimseler müz’iç ve müzmin olan hastalıklarına da derman bulamazlar.

Mânâ alemi herkese aynı dersi öğretir. Mevcudatın diliyle insanlara hitab eder ve der ki: “Beni inceleyin. Ben kör ve sağır değilim. Ben şuursuz ve iz’ansız değilim. Aklınızdan geçeni bile bilirim. Benim için ölüm yoktur. Beni tanır, bulursanız, severseniz, siz de benim gibi olursunuz. Kendi içinizde olan asıl benliğinizle temasa geçmeyi öğrenin. Ben size ancak o cevherden konuşabilirim. SİZ BENİ KENDİNİZ; KENDİNİZİ BEN bilmedikçe buluşamayız ve anlaşamayız. Ben kendimi tohum olarak gönlünüze ektim. Fakat siz bana bakmıyorsunuz. Onun için tarlanız bomboş kalıyor. Bu idrâk tarlanızı çoraklıktan kurtarın. Aksi taktirde hasat zamanı mahsul alamazsınız. Şurdan burdan rivayet rüzgârlarının tarlanıza bıraktığı tohumu da kibir, gurur, ukalalık azametlerinizle kuruttunuz, sararttınız. Hasat zamanı geldiğinde de ağlayıp yalvarıyorsunuz. Bana göre hava hoş; her yer benim tarlam, her nefesim bin tohumdur. Benim dilim ve sözüm tektir. Hep aynı sözü tekrar eder dururum. Benden başka her şey birer hayâldir. Her zaman için sizinle tek dost olan benim. Siz ‘LA’ diye kendinizi inkâr ederseniz, ‘İLLÂ’ olarak ben dostunuz kalırım. Ki asıl saltanat sahibi de zaten benim, “Kulhüvallah” ayetimi kendisine göndermiş olduğum Habîbimin habibi olursunuz. Şerîkim, nazîrim, eşim yoktur.” Bunu iyi anla.
Ve’s-selâm