Her şeyi görmeyin, alâkalanmayın. Herhangi bir hususta nefsinize dost olmayın.

M.NUSRET TURA - MEKTUPLAR
45. MEKTUP
...
Maşallah vücudunuz Nûh’un gemisi olmuş, karadan denize iniyor; içindeki filler zekâya ve iştihânın çokluğuna delâlet eder. Rakkaslar hevaya, hevese ve dünya ziynetlerine delâlet eder. Damadın silahını kaybetmesi bir zarara uğrayacağına delâlet eder. Denize silahsız ve elbisesiz girilir. Yoksa insan batar yüzemez, helâk olur. Hele tasavvufta, aşk denizine çıplak veya bir donla girilir. Huzura pabuçsuz girildiği gibi.
Dünyaya hatta âhirete ait düşünceleri de terk etmek lazım. Denizden karaya çıkan toplar; aşk aleminden sûrete gönderilen toplar, tedbirler, tavsiyeler demektir. Râbıta ise; “Üzüm üzüme baka baka kararır” dedikleri gibi, rabıtada dervişte benlik, ukalâlık, beşeriyet sıfatları, hatta mülkiyet bırakmayacak bir manevî keyfiyet.
Sûrette de kurt ile kuzuyu yedeğinde gezdirebilecek. Kurda teslim olursa helake gider. Kuzuya teslim olursa çok gülünç olur. Ne ise, bu defa kediler gözükmüyor. Onlar İstanbul’a gelince gözükecek galiba. Davranışa göre bakalım neler tecelli edecek? İnsan başlı başına bir âlemdir, kâinâttır. Hayvanlar, nebatlar, çiçekler onda gizlidir. Harekâtına göre onlar canlanır, âyân olur. İnşallah ümit ederim ki biraz dersinizi arttırın, biraz da gönlünüzü ve fikrinizi boşaltın. Helvâî Bacı validemizin ruhuna da üç İhlâs bir Fâtiha okuyun öyle yatın. Her şeyi görmeyin, alâkalanmayın. Herhangi bir hususta nefsinize dost olmayın. Fakat ahvâl, nizam, âdât bozulmasın. Zikir ve teşbih kılıcı ile hayvan, insan kimseye baş aldırtmayın. Rabıtayı yalnız derste değil, her zaman sizden ayrılmayan bir kuvvet, sizi saran bir nur, sizi Hakk’a götürecek bir rehber, size Hak’tan haber getiren bir Cebrâil farz edin. Cümlemizden selamlar, iyi yolculuklar, muvaffakiyetler...

el-Fakîr, M. Nusret Tura

Helvâî Bacı: Hz. Pîr Seyyid Hüsâmeddin Uşşakî’nin (ö. 1001) zevce-i muhteremesi. Rivayetlere göre Pîr zamanında kendilerine bir türlü fütûhât nasib olmayan dervişler, onun pişirdiği helvayı yemeleri neticesinde derhal buna nâil olmuşlardır. O günden beridir derslerinde terakki elde edemeyen müridlerin onun rûhâniyetinden istifade etmek için üç İhlâs, bir Fâtihâ ile istimdadda bulunmaları adet olmuştur.