Her tarafın delik deşik olacak, ama her iğne deliği de göz olacak..

Huzurda olan hata görmez, kimseyi görmez, kendi vahdetinde râbıtasından başka bir şey görmez. Gürültüleri duymaz bile.
Efendimiz (s.a.v.) sabah namazlarından evvel vahdet, sonra sohbet ve nasîhat, öğleden sonra istirahat, ikindiden sonra zikir ve tilâvet, akşamdan sonra temaşa, yatsıdan sonra uyku gıdası alındıktan sonra da tefekkür halinde imişler. Sizde, merdivensiz duvara çıkmak isteyenlerin acelesini, tırmanma heyecanını görüyorum. Halbuki önünüzde çivi var, tahta var, keser var, merdiven yapsanıza. 
...Temiz bir gönül, şaşmaz bir rabıtayla zikir ve teşbih, yarım saatlik bir zaman dahi olsa kâfi size. Ama mânâsız düşüncelere verdiğiniz istikamet hedeften ayrı. Eskiden bizim dergâhta bir dede, “Âlem yahşî ben güman; âlem güzel ben çirkin; âlem buğday ben saman” dermiş. Yani âlem, kıymetli, ben aciz ve değersiz dermiş. Siz ise, “Şöyle mi ola böyle mi ola? Acaba kim ne hata yapıyor? Ben onlardan daha iyiyim” diyerek kendinizi yoldan alıkoyan bir mücadeledesiniz.
“Hû” diyen “Hû” olur. Ve her yerde “Hû”yu görür. O zaman çatacak, tenkid edecek kimse kalır mı? Sûrette ne hata yaparlarsa yapsınlar, sen içlerindeki “Hû”yu gör. Dışlarındaki nurda hayret deryasına ulaş. Vahdet sırrında tek baktığın yer rabıta olsun.
Bu sözleri fakir söylemiyorum. DİKKAT ET!
Senin özünden Rabbimizin konuştuğu sözleri bir vahiy gibi izah ediyorum. Gözünü kapayınca gönlünde bizi gör. Gözünü açınca ilk gördüğün nur bizim nûrumuzdur. Her delikte, her çivi yerinde, her budakta size bakan bir göz var. Esen her rüzgarda Kâ‘be’den size vâsıl olan bir nefha var. Bizden bir selam var. Güneş de diyor ki: “Gölgede beni göremezsin. Güneşe çıksan da baksan gözün kör olur, aya bak ayın aksini suda görürsün; ama sen başını yukarı kaldır, ayı orada gör.” O da fakirin yüzüdür. Yani onu gör, sana kâfi beni görmüş olursun, diyor. Deniz ise, “Yaşadığın alem zaten bir denizdir. Hakkın zâtının denizidir. Vücud teknesiyle yüz ve yol al” diyor. Onu gören göz, başka bir şey görmez. Başka şeyler gören göz, göz değil çam budağıdır. Gökteki nur göz kamaştırır. Ay gibi olan kâmil insandaki nur ise insana yolunu gösterir karanlık gecelerde.
İşte sevgili yavrum Sabri Bey! Kusura bakma, yine seni iğneli fıçıya soktum. Her tarafın delik deşik olacak, ama her iğne deliği de göz olacak. Hacamat esnasında akan kanlar pistir. Şifa bulmak için onların akması lazımdır. Yokluğa uçmadan varlığın esası anlaşılmaz.
Valideniz selamlar eyler. Fakir de gözlerinizden öperek perdelerinizi yırtmaya çalışıyorum. Vesselâm.

el-Fâkîr, M. Nusret

MEKTUPLAR - M.NUSRET TURA