Huzurda olduğumuzu idrak etmediğimiz her an kabahattir, sıratı müstakim de budur

Bir çalgıcı ömrünü, gençliğini meyhanelerde, düğünde, derneklerde geçirmiş. Yaşı yetmişe varmış, sesi bozulmak üzere, gençlik ve güzellik kalmamış, daha gençler dururken onun çalgısından istifade etmeği düşünen olur mu hiç... O da bir gün akşama doğru bir mezarlığa gitmiş, son defa hüzünlü parçalar çalmış, ölülerin ruhlarına yollamış. "Ey çalgı, beni yıllarca oyaladın, meşgul ettin, Haktan uzak bıraktın, bir müddet sonra ben de bu ölüler gibi olacağım, yaradanıma ne cevap vereceğim, niçin benim yolumu kestin," deyip çalgıyı taşlara vurmuş, kırmış, hüngür hüngür ağlayarak uykuya dalmış. Bu pişmanlığı Allah-ı Teâlâ Hazretlerinin hoşuna gitmiş, Hazreti Ömer’e de bulunduğu yerde bir uyku gelmiş, "Allah, Allah" demiş, "böyle vakitsiz bir zamanda uykum gelmezdi acaba neden icap etti," dedi ise de uykuyu yenememiş ve uykuya dalmış. Rüyasında gaibden bir ses "falanca mezarlığa git, orada benim sevgili bir kulum var, beytil malden 1000 akçe al o kulumu korkutmadan kendisine ver,"demiş. O da gözünü açmış, parayı yanına almış, bildirilen mezarlığa gitmiş dolaşmış, kimse yok. Bir daha dolaşmış, kenarda taşlar üzerinde uyuyan bir fakir görmüş. Hakkın sevgili kulu bu olamaz demiş. Yine aramağa başlamış, koca mezarlıkta başka adam bulamamış. Gelmiş o adamın başı ucuna uyanmasını bekliyor, nihayet adam uyanmış, baş ucunda halifeyi görünce korkmuş, "efendim emin olun ben fenâ bir adam değilim, hiç bir suçum, kabahatim yoktur," diye yalvarmaya başlamış ve mazisindeki hataları pişmanlığı anlatmış. Hazreti Ömer de "geçen geçmiştir, artık onları anmağa lüzum yok, yine o hayatı yaşamış olursun, gelecekten ise, hiçbirimizin haberi yoktur, pişmanlık duyduğun, ağladığın, yalvardığın şu mutlu anı kaçırma kıymetini bil. Dâima bu anı yaşa, çünkü Cenâb-ı Hak kırık kalblerin yanındadır," demiş, paraları teslim etmiş, Hakkın selâmını bildirmiş, o zavallıyı neş'eye, rızk ve huzura kavuşturmuştur.
   Nasıl siz de geçmiş zamanlarınıza pişman mısınız? Yoksa "benim hiçbir kabahatim, günahım yoktur," diye benlik iddiasında mısınız? Hakkın huzurunda olduğumuzu idrak etmediğimiz her an bir kabahattir, işte sırat-ı müstakim budur.
   Âdet olmuş cümle âlem yılda bir kurban keser, gün be gün, saat be saat, ben senin kurbanınım, diye hiç olmazsa senden ferman ben kurban diyerek Hakka karşı aczimizi yokluğumuzu itiraf etsek kâfi.

MEKTUPLARDA YOLCULUK  M. NUSRET TURA
İRFAN SOFRASI NECDET ARDIÇ TASAVVUF SERİSİ (82)