İkindi namazı sırasında istiğfar

Daha evvelinde sâdece a’yân-ı sâbitesi vardı, kazâsı vardı kapalı hüküm olarak, ama çocuk bulûğa erince kader tarafı gün gün onun üzerinde faaliyete geçiyor, ve o kişi o günden sonra mükellef olmaktadır, ya’nî yaptığından sorumlu olmaktadır. Bu arada yaşadığı süre içerisinde başına gelen hâdiseler kazâyı mutlaktan ise onun bir sorumluluğu yoktur, o kısım normal kaydında yürümektedir, ancak kazâyı muâllâk tarafında kişi istenmeyen birşey yaptı ise, melâikeyi kirâm onu yazıyor ve yazıldığında da bu kazâyı mutlaka girmektedir. Çünkü artık olmuş oluyor ve mutlak demek, oldu ma’nâsınadır ya’nî sonradan hayâtımız boyunca muâllâkta olan saha, hayat alanı biz fiilimizi işlediğimiz zaman, bu fiil ama lehimizde, ama aleyhimizde, artık mutlak kısma girmiş olmaktadır. Ancak melâikeyi kirâm ikindi namazlarından sonra nöbet değiştirmektedirler ve bu nedenle ikindi namazına kadar olan sürelerde ve özellikle ikindi namazı sırasında çok istiğfar çekilmesinde fayda vardır. 
 Şimdi kişi bir iyilik yaptığı zaman kirâmen katîbîn onu hemen ana deftere yazmaktadır, ancak eksi bir iş yapıyorsa onu yirmi dört saat bekletiyorlar, Cenâb-ı Hakk’ın rahmeti olarak ve ikindi namazı sonrası birbirlerine devir teslim yapılırken, eğer hâlâ o eksi işten dolayı istiğfar edilmemiş ise, aynen olduğu gibi kayda geçmektedir ve mutlakiyete girmiş olmaktadır, eğer istiğfâr edilmiş ise o eksi işten onu kayda almamaktadırlar ki bizim ne kadar büyük bir Rabb’ımız vardır. 
 
 16.03.2014 Kazâ ve Kader hakkındaki sohbetten
 Terzibaba Necdet Ardıç Uşşaki (k.s.)