Kaza ve kader sultanını gücendirmeye gelmez, son pişmanlık faide vermez

Birçok fırsat ve bahanelerle Cenâb-ı Hak size artık yeter diyor. Hâlâ cîfe demek olan dünyaya rağbet artıyor. Birinci ihtar, hanımın hastalığı. İkinci ihtar, senin hastalığın. Daha sonrası daha iyi olur inşallah. Hâlâ sen müşahede ve tekaütlük neş’e ve kâmlığını bırakıp da bir hiç için boşa debelenmelere takılıp kalmışsın. Bundan böyle bizler de birer birer çekiliyoruz, gidiyoruz. Başını döveceksin, ama faydası yok. Hastalıklar bir ihtar-ı manevîdir. Sen uyanmazsan Mevlâ ne yapsın? Fakire yardım bahsine nice şükürler olsun. Bir çok yardımlarınızı gördük. Biraz da başını dinle. Kaza ve kader sultanını gücendirmeye gelmez. Son pişmanlık faide vermez. Gemilerin de işi bitmez. Bizler bitiririz, dünya işi bitmez. Sen de bizden ibret al. Gözlerinden öper selamlar eyleriz.
M. Nusret Tura
Not: Bak benim sağ tarafım artık tutmuyor. Yarın ne olacağımız şüpheli. Gafleti bırak artık, akıllı ol!
 
(Bu mektup, şeyhinin Sabri bey’den artık emekli olup da maneviyâta tam vakit ayırmasını istediği son mektubudur. Zaten bu mektuptan yaklaşık on ay kadar sonra da mürşidi, âlem-i cemâle yürümüştür. Sabri Bey şeyhinin bu emrini o vakit yerine getirmediği için hayatının sonuna kadar hep vicdan azabı duyduğunu ve çok pişman olduğunu her defasında söylemiştir. Allah her ikisinin de sırlarını takdis etsin.)