Kelime-i Tevhid'in Doğuşu

Zat-ı Akdes (Mukaddes Zat) henüz daha mükevvenat (bu alemler) yok iken “A’ma’iyyetinden” “Ahadiyyetine” tenezzül ettiğinde iki vasfı zuhur etti. Biri, hüvviyeti, ki alemlerin ana kaynağıdır. İkincisi inniyeti, ki Kur’an ve İnsan’ın ana kaynağıdır. Daha henüz bu mertebede hiçbir varlık oluşmadığından “Kelime-i Tevhid” dediğimiz o kelamı ilahi dahi yok idi. Ahadiyyet, “Vahidiyet ve Uluhiyyet”e tenezzül edince, Kelime-i Tevhid'in “Allah” bölümü şekillendi. Uluhiyyet, “Rahmaniyet”e tenezzzül edince, “illâ” bölümü şekillendi. Rahmaniyyet, “Rububiyyet”e tenezzül edince, “ilâhe” bölümü şekillendi. Rububiyyet, “Melikiyyet”e tenezzül edince de “lâ”bölümü şekillendi. Böylece bütün alemlerde yaşanan (tenezzül) zuhura çıkma hadisesi anda da tamamlanmış oldu. Kelime-i Tevhidi yukarıdan aşağıya, baştan sona (Allah - illa - ilahe - la) tertibince tenezzül mertebeleri gereği “Mertebe-i Ahadiyyet” düzenlenmiş oldu. Eğer “Mertebe-i Uluhiyyet” düzenlemiş olsaydı “ben olan Allah” derdi. Nitekim, Kur’an-ı Kerim Ta-Ha 20/14 ayetinde, Musa as’a olan hitabında, “inneniy enellahu lâ ilâhe illa ene fa’budniy” (Şüphesiz ben Allahım benden başka ilah yoktur; bana ibadet et) buyurduğunda kendini "Uluhiyyet Mertebesi"nden açık olarak ifade etmektedir.
Kelime-i Tevhid’in iki telaffuz yolu vardır; biri, kulun ağzından, sondan başa “lâ ilâhe illâ allah”şekliyle, diğeri ise, “Mertebe-i Ahadiyet”ten, baştan sona “Allah illâ ilâhe la” şekliyledir. Her iki halde de “Uluhiyyet Mertebesi” bir başka mertebe tarafından kelama dökülmektedir. Aşağıdan yukarıya, “kulluk/abdiyyet mertebesi”nden; Yukarıdan aşağıya ise, “Mertebe-i Ahadiyyet”ten ilan edilmektedir. Böylece Ahadiyyet batın, Uluhiyyet zahir olmuştur. Bizler ise, Kelime-i Tevdhid’i sondan başa doğru okuduğumuz halde farkında olmadan baştan sona doğru okuduğumuzu zannediyoruz. Bu ise, kulluk/abdiyyet mertebesi gereğidir. İyi anlamaya çalışalım. Kelime-i Tevhid’in “lâ ilâhe illâ allah”: “lâ” bölümü ef'al alemini, ilâhe” bölümü esma alemini, “illâ” bölümü sıfat alemini ,“Allah” bölümü ise, zat alemini ifade etmektedir.
Kul kulluğu ile henüz bunlari bilmediği için aşağıdan yukarıya Kelime-i tevhidi zikrederek bu hakikatlerin kendine açılmasını sağlamaktadir. Yukarıdan aşağıya ise Ahadiyetin kendi açılımlarını kendi mertebesinde o mertebenin gereği olarak açığa çıkarıp ilan etmesidir.

Terzibaba Necdet Ardıç Uşşaki k.s.
"Kelime-i Tevhid" Kitabı “Kelime-i Tevhid'in Doğuşu" bölümünden