Kişi 100 okka ekmeği çiğneyip tükürerek yiyebilir, fakat yutarak 1 okka yiyemez

Dervişler de herkes gibi sevdikleriyle beraberdirler. Son ziyaretinizde bile Cenâb-ı ve Tekaddes hazretlerinden selâmetler ve saâdetler temenni eylemiştim. Sizi sizden daha ziyade seven, düşünen Azîz, Kerîm, Rahmi olan Allah’ı ve velîsini unutmamak kâfi. Zuhûrâtlarınız birinci dersten dokuzuncu derse kadar olan sahalarda inip çıktığınızı gösteriyor. Şükür ki gösteriyorlar. Görmemek daha fenâ.
O pis hayvanı öldürdüğünüz çok iyi. Nefsler öyle zâlim ve hâindirler ki meydanı boş bulurlarsa yine dirilirler. Her günkü tevhîdden başka onu izale edecek diğer bir silah yoktur.
Göreyim sizi! Kırık bir numaranız varmış, inşallah o da düzelir de Hak erenler de füyûzât ihsân ederler; bir de güzel bir tenbih var. Ağzında meme ile uyuyan çocuklar gibi uyumanızı istemiyorlar, yani ağzınızın söylediğini gönlünüz de söylesin istiyorlar. Gönül gaflet uykusunda olunca ağzın “Ya Hû!” demesi bir yorgunluktan ibaret kalıyor. Galiba eksik olan numara da bu olsa gerek. Gönlü başka şeylerle meşgûl olup da namaz kılan, Kur’ân-ı Kerîm okuyan kimselere Hazreti Mevlânâ, “Bir fırın ekmeği çiğneyip çiğneyip tükürmek gibi, boşuna zahmet” diyor.
Size daima az ve öz demekten maksadım budur ki “Yâ Allah!” derken ağzınız; gönlünüzün derinliklerinden de bir ses, kan damarlarınızdaki alyuvar ve akyuvarlar da “Yâ Allah!” demeli. “Yâ Hû!” dediğiniz zaman da bütün kâinât da size “Yâ Hû!” demeli yani “Hû” biz değil sensin diye hitap etmeli, idrâk kulağımız bunu duymalı. Esmâ-i İlâhiyenin çok geniş manâları vardır. Zâta kadar dayanır. Mesela: Hüve’l-evvel, Hüve’l-âhir, Hüve’z-zâhir, Hüve’l- bâtın isimleri baştan sona, içten dışa her şeyi kaplamış oluyor.
Her ne hâl ise, Hak ve erenleri yardımcınız olsun efendim. Gemilerin seyri esnasında “inhirâf-ı tabii” nasıl zararlı ise, Hak yolunda da öyle. Hareket noktasından bir milimetre hata hedefi şaşırtır.
Buralarda havalar soğudu. Pardesüleri giymeye başladık. Sevgili kullar ise Akdeniz’in mutedil ikliminde gezerler de kıymet bilmezler(!) Denizler, ufuklar, tulu, gurûb vs. hepsi “Ben buradayım de” derler insana. Hayırlı yolculuklar, güzel rüyalar, parlak istikballer temennisiyle gözlerinizden öperim. Hane halkımızın da ayrıca selamları vardır...

el-Fakîr, M. Nusret.