Rabbi Has

Mevcûdattan her birisinin kendi Rabbı hassı olan isme göre Saîd olduğu ve her bir mevcûdattan Rabbı hassının razî bulunduğu, mesela Mûdill ismi zuhûr ettiyse bile her bir varlık kendini ortaya çıkardığı için Said (kendi kemalinin Saidi) ve her iki taraf da hem râzi hem merzî olduğunu bilmeliyiz. İsm-i haslar merbublarının hepsinden razîdır, ancak, Rabbül erbâb olan Allah cc râzî değildir hepsinden, çünkü emir ve nehiyleri vardır. Allah Rabbül erbâbdır yani terbiye edicilerin terbiye edicisidir. Sırât-i müstakîme sadece Hâdî ismi olarak bakılmaz. Her varlık, kendi sırâti kendi doğrusu olarak gitmektedir. Mavinin mavi olması, kırmızının kırmızı olması kendi saidliğidir. Saîd; ism-i hassının indinde merzî (râzî olunmuş) olan kimsedir. Rablerine tâbi oldukları için dalâlette değildirler. Mûdile göre Hâdi mûdildir, böylelikle Mûdil ismi de Hâdî, Hâdî ismi de Hâdî gibi oluyor. Her bir isim kendi zuhur yerinden râzîdir, ona gazâb etmez, mutî’dir (itaât eden), herbiri kendi yolundan götürür. Mûdil kendi sırât-ı müstakîymi dışında olan abd-ı Hâdî’ye gazâb eder. Bir yönüyle bütün esmâ-i ilâhîyye üzerine gazâb olunandır.
 Terzibaba k.s