Sevgiye ve irfâna en lâyık, en müstaid, en güzel ahlâklı..

Kul sıkılınca ruh huzura koşar ve gıdalanır. Gurbet ayn-ı vuslattır, ama derin olan o neş’eye girmek lazım. İnşallah yine ufacık odamızda toplanmak ve konuşmak nasip olur. Sizleri kime bırakıyorum biliyor musunuz? Hilkat-ı âlemden kıyamete kadar bir eşi ve benzeri gelmeyecek olan, sevgiye ve irfâna en lâyık, ve en müstaid, en güzel ahlâklı olan Hazret-i Peygamberimize (s.a.v.) bırakıyorum. Onu düşünün, şâd ve hürrem olun.
Kaza: Ezelde Allâhu Teâlâ’nın eşyada hükmüdür.
Kader: Kazanın tafsilidir.
Mahlûkât; saâdet ve şekavetten, gayret ve bîgânelikten, iman ve küfürden, ikbal ve idbardan, kemâl ve noksandan ne sûretle kısmetli ve ne hadde iseler; Hakk’ın kısmeti, vergisi de o kadardır. Bütün bunları geniş bir gönülle kavramalıdır.
Bunlar hakkında Hakk’ın ilmi; eşyanın isti’dad-ı zâtiyyeleriyle Hakk’a îta eyledikleri had ve malûmât üzerinedir. Yani mahlukların nefslerinde gizlenmiş olan ahkâm; herkesin kabiliyeti kadardır. Bunu azamî olarak elde etmelidir. Bu alemde her şey geçer, iyiye, müsbet’e doğru gider. Neticede siz zâtınızla başbaşa kalırsınız. Mesrûr ve mes’ûd günler temenni ederim. Gönlünüzdeki neş’enizi bozmayınız. Kederlenmeyiniz. Bir müddet de böyle çileli geçer, inşallah sonunda rahata kavuşursunuz efendim.