Siz hakikat güneşine dönerseniz; gölge, nefs, dünya zâten peşinizden gelir

Sabah ezanı her ne kadar altıda okunuyorsa da fakir, aşıkları dört buçukta uyandırıyorum. Yalnız sizleri değil, Kâbe’de uyuyanları da, imamları da, müezzinleri de, horozları ve bülbülleri de.
İnsanın eşi, sûretteki mahremidir. Mürşidi ise manâ alemindeki mahremidir. Bundan nûr peyda olur, diğerinden nâr (ateş). Yani biri rûhânîdir, biri zulmânîdir, hayvânîdir. **Nefsinizin yahut eşinizin nankör bir hayvana iltifatı, himayesi süflî bir harekettir. Ruh olarak ona hücumunuz da iyidir. Fakat bunları görmemek daha iyidir, gördüğünüz anda kanını akıtmak en iyisidir. Bu nankörlük sıfatı acaba nedir? Bu zuhûrâtlar enfüsî olarak nazara alınırsa kabahat nefsinizindir. Âfâkî olarak nazara alınırsa eşinizin nankörlük ve inkâr huylarına yarım yamalak itirazdır. Size iyiliği dokunana fenalık yapmak değil. Böyle bir şeyi hatırlamak bile kâfi bir kabahattir. 
Kendinizden küçüklerle çok meşgul olursanız, büyüklerinizin neş’esinden mahrum kalırsınız. Nefsiniz vücud verir de daima onunla mücadelede olursanız, karşınızdaki aydan, üstünüzdeki güneşten mahrum kalırsınız. Eğilip de nefsinize bakmayın; onu terbiye edeceğim diye vakit zâyi etmeyin; insanın gölgesi ile meşgul olması demek, güneşe, nura, arka dönmesi demektir. Siz hakikat güneşine dönerseniz; gölge, nefs, dünya zaten peşinizden gelir, merak etmeyin. 
El-Bakî Hû.
el-Fakîr, M. Nusret Tura

**Sabri Bey'in gördüğü zuhurat ile ilgili olarak