Sizlerin kalbi kırılırsa bu terbiye içindir..

«Seher vaktine biraz vardı. Baktım: Gönül küpü semâ yağmuru ile dolmuş. Musluğu açıp kovaları doldurmak istedim. Küp büyüdü, büyüdü, deniz kadar oldu. Hazret-i Mevlânâ zuhur etti. Semâ' ediyor. Aşk nedir? diyenlere «Ben ol da gör» demiş. «Hak kimdir? Hakîkat kimdedir?» diyenlere de muhakkak «Ben ol da gör» diyecekti. Aşktan aşağı düşmemek şartiyle daha üst makâmdan ne sorsalar yine «Ben ol da gör» diyecekti. «Oldum!» diye karşısına çıkan olsa onu silkip uzaklara fırlatacak ve sema'ına devâm edecekti. Sessiz ona uyanları dönenleri pek yakında da olsalar hoş karşılayacak idi. O makâmın, o âlemin ikiliğe de tahammülü olmadığından fark âlemine gelince en yakınına makâmını terkedip tahiyatta oturacaktı. 

Başak ölür; buğday olarak verilir. Buğday ölür; un vücûd bulur. Un ölür; ekmek vesaire vücûd bulur. Ekmek ölür; insan vücûd bulur. İnsan ölüp de cesetten kurtulursa nûru, ruhu bâki kalır. 
Hayatta sizlerin de kalbi kırılırsa bu terbiye içindir. Nihâyet büsbütün başka bir neşede toplanacak, zevk süreceksiniz. Hasta mı oldunuz; sonunda sıhhat vardır. Gece uzun mu sürdü; muhakkak gündüzü yakındır. Malınızı, mülkünüzü mü, sevgilinizi mi kaybettiniz? Hakîkat kitabında buna dair olan diyetleri okumanız lâzım. Bu bir imtihandır, cevabı güçtür, fakat kâbildir. Beşer bu yükleri kabul etmiştir. «Size damarlarınızdan yakınım, o her an bir şe'ndedir.» diyeni görün. 

Balıklar, bulundukları âlemden başka âlem var mıdır? münakaşasında iken bir serpme ağ hepsini yakalayıp gökyüzüne doğru yükseltmiş, arza bırakmış. Onlar da başka âlemi görmüşler, anlamışlar ama bahası ağırmış ve can vermişler. Bunların da neşesi bu.. İnsan midesinde mi'raçlarını tamamlamak.

Bir aşk kamûsu yazmak hatırıma geldi: Yaratmak kelimesinden başladım. Yaratmak kelimesi bu asırda kullara, acizlere izâfe edilmektedir. Sakalına, bıyığına, tırnağına kumanda edemeyen acizler neyi yaratır bilmem? Kendisi yaratılan yaratamaz. Yaratmak = Yoktan varetmek demektir. Can vermek demektir. Can nefhası verenler bile bu sözü söyleyemez. Zîrâ beşeriyet bile o sözleri tenkid eder. Yaradanın tecellîsi, zuhûrî olabilir. Zuhur ise onundur. Gayri kim vardır? İsimlerden, elbiselerden hatta vücutlarımızdan tecerrüd edin de ben, sen onu anlayın. Maksadımı anladınız ise sözü bırakın semâ' edelim. Çünkü o makâmda sözden, zikirden de kalınmıştır. Bu oyun ma’şûkun oyunudur. Her yıldız evvelâ kendisinin, sonra peykinin ve nihâyet aslının etrafında dönmektedir. Merkez, mihrak noktası, aşk noktası, cevher aslı, nokta-i süveydadır. Bu da neşelerin sonudur. 
İşte yine sabah oldu. Uykum dağıldı. Gaflet bulutları sıyrılıyor. Fakat vahdet gitti. Kesretin saltanatı başladı. «Ben» güneşi doğdu. Ama o mezmûm benlik değil. Benliklerin derûnunda kayboldukları merkez noktasındaki makbul benliktir.»

AŞK VE MUHABBET YOLU - M. NUSRET TURA (77)
DERLEYEN NECDET ARDIÇ