Terzi Baba Muhtelif Sohbetlerinden Alıntılar

Bir kimse fânî olursa reddolunmaz; Hakta fenâ bulan, beşeriyetiyle değil bakâbillah ile geri gelir. Yani hicret hakikati bunun içinde. Efendimiz sav Mekke'de kalsaydı bu olmazdı. Zât mertebesidir Mekke. Hakkın zâtından sıfât, esmâ ve ef’aline tenezzül etmiş oldu. Zâtında tebliğ yok çünkü ef’aline inmesi gerekiyordu. Hakkın kullarını irşâd etmek için geldi. O elbise ile giden gitti, Hakk elbisesi ile geldi ama nefsî vücûdu ile geldiği için halkta şaşırma olmadı. Fenâfillâh'ta elbiseyi çıkarıyor, döndürülüyor ki elbise verilip irşâd etsin.
 ---
Peygamberi görmek, gerçek mânâda hakîkati idrak eden bir anlayışla mümkündür ancak. Yoksa Hz. Peygamberi sahâbe-i kiram devrinde birçok kimseler gördü ama birçokları da inkârcı oldu. Hani bir yerde, bir yazıda şöyle geçmiştir: Peygamber efendimiz (sav) demiş ki “Beni gören cehenneme girmez.” Birileri de demiş ki “Nasıl olur? Ebu Cehil de gördü ama cehenneme giriyor.” Peygamberimiz (sav) de şöyle cevap veriyor: “Ebu Cehil Abdullah’ın yetimini gördü. Ebu Bekir Muhammed’in kendini gördü” diyor. “Muhammed’in rabbını gördü yahut onda Muhammed’in kendini gördü” diyor. Yani görme demek böyle baş gözüyle hemen her şeyi görme manasında değil, özünü görme hakîkatini görme manasındadır.
---
Hz Yusuf 12 yaşında bir rüya görmüş, bunu da kardeşlerine anlatmıştır: ''Hepimizi ben rüyamda gördüm. Hepimiz birer demet ekin buğday biçtik, demet bağladık. Demetleri diktik. Hepinizin demetleri devrildi, benimki ayakta kaldı.''
 Ayan-ı sabitemizde olan kaza programımız, dünyaya geldiğimiz zaman yapmaya başladığımız iyi amellerimiz ile beden tarlamızdan evvela buğday sapları sonra da başaklarını üretmeye başlarız. Bunları hakikatleri yönüyle ürettiğimiz zaman ayakta dururlar, eğer nefsi yönde üretirsek ayakta duramazlar, yani işe yaramazlar. İşte kardeşlerinin demetlerinin yere düşmeleri bu yüzdendir.
--
Yakiyn ilmi ile ledün ilmi arasında ki fark şudur;
Yakiyn ilmi, ilahi zat ve sıfatın nurunu idrakten ibarettir. Ledün ilmi ise Allah'tan ilham yolu ile manaları kavramak işidir. Birisi Halktan Hakk'a yol manasına, diğeri ise Hakk'tan Halka giden yol, tecelli manasında. Yani Ledün ilmi Allah'ın yanındaki ilim. Bakın şimdi tabii ki Hakk'tan Halka gidecek çünkü Allah'ın yanında. Kula ulaşması için Allah'tan kula olacak. Yakiyn ilmi ise kulun çalışmasıyla olacağından Halktan Hakk'a doğru bir çıkış olmaktadır. Aradaki fark o. Çalışma ile Kesb ile. Ancak ledün ilmine sahip olanın mutlaka yakiyn ilmine sahip olması gerekiyor. Yakiyn ilmine sahip olmayan ledün ilmine sahip olamaz. Ulaşsa da zaten ne olduğunu anlayamaz.
--
Dinde disiplin dünyada disiplin lazımdır. Üstüne başına dikkat etmeli, çok düzgün olmalı, güzel giyinmeli. Bu nefsânî değil, önemli birşeydir. “Ben kulumun üzerinde nimetlerimi görmek isterim” diyor Cenâb-ı Hakk. 
Zâhirimizin hakkını vermek için dünya işlerini de hakkıyla yapmalıyız. Eğer hakkını vermezsek, ahirette zâhir esması da hesap sorar (hakkını ister).
 
Terzibaba Necdet Ardıç Uşşâki k.s.