ŞEKERCİ  DEDE

“ŞEKERCİ  DEDE” ismi:

Terzi Babam’ın hayatını ve yaşamını araştırdıkça bizim için sürpriz sayılabilecek bir de “Şekerci Dede” kimliğine tanıklık ettik.

Kimdi bu şekerci dede?  Bu isim kendisine nasıl ve kimler tarafından verilmiştir.

 

Efendi Babamız 1980 ve 90’lı yıllar arasında terzihane dükkânındaki işlerinin yoğun olduğu bir dönemde Cuma namazı genelde çarşıda bulu-nan Paşa Câmi’inde eda ediyordu.  Namaz sonunda ise, tekrar iş yerine dönmeden önce hemen câmi’nin karşı istikâmetinde yer alan belediye dükkânlarının birinden bir miktar “akide şekeri” alıp, çalıştığı iş yerine gelirdi. Şu anda bu dükkanların yeri minübüs durağıdır.

Çalıştığı iş yeri ise, iki cepheli idi. Arkadan sokağa açılan bir kapısı vardı.  Genelde dostları bu kapıdan kendisini ziyarete gelirler, sohbetler edilir akabinde de onlara “akide şekeri” ikram ederdi.

 

İş yerinin hemen yanında ise, ilkokul talebelerinin öğrenim gördüğü bir okul vardı. Efendi babamın iş yerinin arka kapısı aynı zamanda bu okul çocuklarının kısa yoldan evlerine ve okullarına gidip geldikleri so-kağa açılıyordu.

Çocuklar okul gidiş ve dönüşlerinde işyerinin önünden geçerlerken kendisine “Necdet Amca nasılsın,” diye seslenirlerdi.  O da çocukların gönüllerini yapmak için onlara almış olduğu “akide şeker”lerinden ik-ram ederdi.

 

Şeker ikramını duyan diğer çocuklar da şeker almak bahanesiyle iş-yerine uğramaya başladılar. Her uğrayan çocuğa kendilerini hiç kırma-dan şeker ikram edildiği için kısa süre sonra kalabalık guruplar hâlinde çocuklar gelmeye başladığında şeker yetmez olunca, daha çok şeker alıp, onlara ikram etmeye başlamıştır. Yeni gelen çocukların bazıları is-mini bilmedikleri için “Şekerci Dede” diye kendisine seslenmeye başladılar. 

 

Çocuklar ile Efendi Babam arasındaki bu diyalog ve muhabbet, uzun yıllar sürüp gitmiştir.  Artık o çocukların gönlünde taht kuran “Şekerci Dede” olmuştur.

Birgün işinin başında çalışırken çocuğunun elinden tutmuş bir anne, iş yerine gelir.  Meğer o annenin çocuğu da kendisinden şeker almış; evde sevincini annesine anlatırken, “bunu Şekerci Dede verdi,” de-miş. O da, “acaba çocuğumu birileri kandırmasın,” düşüncesiyle ve meseleyi öğrenmek için, “niçin çocuklara şeker verdiğini,” ken-disine sorar.

O da, “çocukları sevdiği için ve küçük bir ikram ile gönülleri olsun,” diye verdiğini, söyleyince; yanlış birşey olmadığını gören anne, Efendi Babama teşekkür edip, oradan ayrılır.

 

Talebeler arasında “Şekerci Dede” ünvanı yayılmıştır. Nitekim 1992 yılında işyerini değiştirip, aynı binada başka bir bölüme geçtiğin-de, çocuklarla görüşemez olmuştur.  Ancak aradan uzun yıllar geçtikten sonra bile bazı yetişkin kimseler O’na sokakta rastladıklarında, aynı şe-kilde “Şekerci Dede nasılsın,” diye hitap ettiklerinde, o da kendilerini tanıyamadığını söyleyince, “bizlere okula giderken hergün şeker verirdiniz,” diye kendilerini tanıtıp, “Şekerci Dede”yi unutmadıklarını beyan etmişlerdir.

 

Hemen belirtmeleyim ki, Terzi Babamın şeker ikram etme geleneği hâlen günümüzde de devam ediyor.  Her ne kadar okul öğrencileri ve akide şekeri yok ise de, kendine gelen misafir ve dostlarına gerek iş-yerinde, gerek evinde olsun, bu ikramını südürmektedir.

 

“SERVET” ismi :

Terzi Babam’ın isimlerinden biri de “Servet”tir.

Kendisi henüz askere gitmeden 1956’lı yıllarda bir arkadaşıyla bir-likte kendi mesleği üzerine ortak bir işyeri açarlar.  İşyerinin ismini de “Servet” koyarlar. 

 

Belirli bir müddet sonra arkadaşıyle iş ortaklığını bırakıp, askerlik vazifesini ifa eden üstadımız, askerlik dönüşünde bu defa müstakil olarak açtığı kendi iş yerine yine aynı ismi “Servet” vermiştir. Çok uzun yıllar da bu isim altında  “Servet Terzisi” olarak çalışmalarını sürdürmüştür.

 

Müşterilerinin büyük bir kısmı bu ismine istinaden kendilerini “Ser-vet” ismiyle bilip tanıdıklarından O’na sürekli “Servet Bey” diye hitap ediyorlardı.

Efendi Babam’ın çok uzun yıllar hizmet verdiği “beden”lere ve “can”lara elbiseler diktiği terzihane atölyesine ve şahsına “Servet” is-mini vermesinin mânâ yönünden de büyük ehemmiyeti olduğunu söy-leyebiliriz. 

Zira “Servet” anlamca zenginlik ve varlık demektir.

O’nun hayatına baktığımızda da ilâhi servet ve zenginliğini ifade eden ve kendisini bir başka şekilde vasıflandıran bu mânâ tabelasının altında gece gündüz demeden bir hayat sürdürmüş bu ilâhi servetten taliplerine hep infak etmiştir.

 

Şu an itibariyle Efendimizin kullandığı “Servet” ismini, oğlu Cemâl Cem kendi firmasının ismine “Servet” ismini verip hâlen O’nun ismini yaşatmaktadır.