Terzi Baba'nın Bazı Eserleri

İnsânlık tarihinde İslâmın gönüllere yayılması ve güzel ahlâkı öğ-retme konusunda yaşayış, sohbet ve eserleriyle kılıçtan daha etkili ol-muş yüce zâtlar vardır... Bunlar yazdıkları eserleriyle ve rûhaniyetle-riyle insânlığa yön veren “velilerdir”.

 

O muhterem zâtlardan birisi de asırlara uzanacak hizmet dosyasına “Gönülden Esintiler” başlığı altında tasavvuf alanında birçok çalışma ve esere ilhamın ışığında imza atmış olan N. Ardıç Uşşâki efendimizdir.

 

Onun hayatını araştırıp incelediğimiz zaman çok iyi değerlendirdiği-ni, iğne iplik ve kumaşlardan arta kalan zaman dilimlerinde ise kağıt ile kalemini yanından hiç ayırmadığını, zaman içerisinde kaleme aldığı ya-zılarını  da “asar” (eserler) hâline getirmeyi başardığını görüyoruz.

 

Onun eserlerinin “Gönülden Esintiler” başlığı altında yayınlandı-ğını söylemiştik.  Zira tasavvuf yolu gönüller ilmidir.  Gönül de manevi bir kıble, sonu olmayan bir deryadır.  Bu derya da irfan hazineleri ile doludur. Üstadımızın gönül mahsulu olan eserleri ve kitapları da ebedi ve ölümsüzdür. 

 

Bu eserlerin bir başka özelliği ise, ilgili kişi tarafından ne kadar oku-nursa okunsun bıkkınlık vermediği gibi her okuyuşta da kişide yeni açı-lımlar ve ufuklar meydana getirmesidir. 

 

Netice itibariyle bir kere daha vurgulamamız gerekirse insân özüne ve ihtiyaçlarına üst seviyeden cevaplar getirip, insânı hayretten hayrete sürükleyen bu eserler hidâyette olabilmenin çarelerini de göstermektedirler.

 

Düşünen beyinlerin meskeni olarak kabul ettiğimiz bu şiir ve eserleri siz de okuyup inceleme fırsatı bulduğunuzda  göreceksiniz ki adı güzel “Muhammed”e açılan kapıların kilitlerini çözmektedirler.

 

“Fazla söze ne hacet” diyerek herbirinde mânâ, rûh ve nûr cazi-belerini gördüğümüz hazretimizin bu eserleriyle sizleri de kısaca tanış-tıralım...

 

1 - NECDET DİVANI : Hazretimizin bu eseri kendisinin yaklaşık 30 sene gibi bir zaman sürecinde kendi seyrinde yaşadıklarını peyderpey kaleme alıp oluşturduğu bu eser Esmaül Hüsna’nın kısa dörtlükler hâlin-deki şerhi ile başlar.  Çeşitli zamanlarda ve yerlerde kendisine gelen ilâhi varidatlarını Hz. Mevlâna ve Şems gibi Hakk erenlerini ziyaretleri esnasında oluşan şiirlerinin toplamı da “Necdet Divanı” adlı kendi is-mini taşıyan bu eserinde mevcuttur.

 

2 - HAC DİVANI : Tamamı 4 bölümden oluşan bu eserini üstadımız 1990 yılı Hacc farizasını eda ederken kaleme almıştır. 

 

Eserin birinci ve önsöz bölümünde, Haccın, hacc yolculuğunun, Mes-cidi Haremin, Kâ’be’nin, Mekke’nin, Medine’nin, Arafat’ın, v.b. gibi hu-susların ne olduğunun âyet ve hadisler ışığında izahı yapılmaktadır.

 

Eserin ikinci bölümünde ise, üstadımızın Medine’de kaldığı sürede Hz. Rasûlûllaha duyduğu aşk ve muhabbetin konu edildiği şiirleri yer al-maktadır. 

 

Üçüncü bölümde ise, Mekke’de geçirdiği günler ve esnadaki günü gününe yaşadığı hâleti rûhiyeyi anlatan şiirleri yer almaktadır. 

 

Divanın 4. ve son bölümünde ise, Hacc kaide ve kurallarının bâtıni hakikatlerini “Hacc gerçekleri” şeklinde şiirsel olarak anlatmıştır. Ge-rek maddi, gerekse manevi haccı kendilerine amaç edinen kimseler için “Hacc divanı” önemli bir rehber ve yardımcıdır. 

 

3 -İRFAN MEKTEBİ:  HAKK YOLUNUN SEYİR DEFTERİ

Ebatlarına baktığımızda küçümseyeceğimiz ancak okunup incelendi-ğinde bir ömür boyu üzerinde konuşabileceğimiz ve benzerleri arasında da seçkin bir yere sahip olduğuna inandığımız bir yapıt...

Tasavvufta seyri sülûku Hakk’a varmak isteyen ve manevi yolcu du-rumunda olan Salik’in bir Ârif nezaretinde geçmesi ve yaşaması gereken enfüsi ve afaki mertebelerin neler olduğunun anlatıldığı  bu eser, el-den hiç düşürülmeyecek temel ders kitabı niteliğindedir.

 

Cehâletten ilme, fena huylardan güzel ahlâka, kendi vücudundan Hakk’ın vücuduna hareketi bu eserde görmek mümkündür. İrfan Mek-tebi’nin çok önemli bir başka vasfı ise, muhatabı olduğu kişiye kendi hâlini ve idrakini yansıtan bir ayna olmasıdır.

 

4 - LÜBBÜL-LÜB  (ÖZÜN ÜZÜ)

Muhyittin-i Arabi’nin “Futuhat-ı Mekkiye” isimli eserinden alınan bazı bölümlerinin İsmail Hakkı Bursevi tarafından şerh edilmesiyle mey-dana gelmiştir. Üstadımız ise Osmanlıca aslından Türkçeye çevirmek sû-retiyle günümüz insânının hizmetine sunmuştur.  Kitapta başlıca Ârif ve onun vasıfları, seyru sülûk hâlleri ile İnsân-ı Kâmil tanıtılmaktadır.  

 

5 - SALÂT-NAMAZ ve EZAN-I MUHAMMEDİ’DE BAZI HAKİ-KATLER

Dinimizin 5 ana esasından biri olarak kabul edilen ve mi’râc hük-münde olan namaz ile sırlarını, bir müslüman için taşıdığı özen ve haki-katlerini, namaz esnasında okunan dua, sûre ve bedensel hareketlerin  esrarını, onların sayısal değerlerinin açıklanması da üstadımızın bu ese-rinde yer almaktadır. Ayrıca namaza davet hükmünde olan Ezan-ı Mu-hammedinin okunuşundaki anlam ve hikmeti de bu eserin içinde bul-mak mümkündür. Doyurucu olduğu kadar düşündürücü de olan bu eser ile tanışıp faydalanmak günlük hayatımızda bizlere çok şey kazandıra-caktır.

 

6 - İSLÂMDA MÜBAREK GECELER VE BAYRAMLAR

Zengin muhtevası ve güzel tertibi ile dikkat çeken bu çok önemli eseri de  Üstadımızın tam bir mârifet yapıtıdır.  Mevlûd, Regaib, Berat, Mi’râc, Kadir gecelerindeki sıralanışın sırrı ve bu geceler ile Ramazan ve Kurban bayramlarının hakikatlerinin izahı ile çok geniş ve kapsamlı  şe-kilde kişinin mi’râcı anlatılmaktadır.

 

7 – İSLÂM İMAN İHSAN İKAN

Ufak bir risâle şeklinde sunduğu bu çalışması ise, Hz. Peygamberi-mizin Cibril hadisinden yola çıkılarak, kişiyi rüyetullaha götüren yolda dört merhale olarak kabul ettiği “İslâm, İman, İhsan ve İkan”ı ger-çek yönleriyle ele alıp, neleri içerdiğini, tevhidi oluşturmanın ilke ve yöntemlerinden bahsedilmektedir.

 

8 – TUHFETÜL UŞŞAKİ

Pir Abdullah Salâhaddin Uşşâki’ye ait bu eseri yine Uşşâki şeyhle-rinden Abdurrahmân Sâmi, Osmanlıca’ya çevirmiştir. Kendi dönemlerin-de Nûsret Tûra Uşşâki Hazretleri ise, Osmanlıca aslından günümüz Türkçesine çevrilmesini üstadımızdan istemiştir.  O da mürşidinin bu is-teğini yerine getirip, çeviriyi yapmıştır. Kitapta ağırlıklı olarak Uşşâki-lik’te yol adabı ve yaşantısı anlatılıyor.

 

9 – RAHMÂN SÛRESİ

Rahmân Sûresinin bâtıni özellikleriyle Kûr’ân’da ismi geçen Rahmân âyetlerinin genel özellikleri bu eserde anlatılmaktadır. Necdet Ardıç Beyefendimiz Esma-i İlâhiyye’den olan ve Rahmân ismine başlı başına bir sûre düzenlenen “55. Sûre errahmân”ı en güzel şekilde ifade ettiği derin mânâları bu eserinde ele alıp, açıklamıştır.

 

10 – KELİME-İ TEVHİD

Üstadımızın 2001 yılında Umre ziyaretleri esnasında büyük bir bölü-münü “Haremeyn”de oluşturdukları eseridir.  Bir aylık Umre ziyaretleri hep tefekkür ağırlıklı geçtiğinden iki haremin yani “Mescid’il Harem” ve “Mescid’il Nebevi”nin içerisinde bazı bölümlerini oluşturup dönü-şünde Tekirdağ’da ilâveler yaptığı ve hazırladığı Kelime-i Tevhid değişik bir üslup ve tarzda sunulmaktadır.

İslâmın zirvesi olan bu kelime kendi bünyesinde tevhidi nasıl oluş-turuyor?...

Günlük yaşantımızda dilimizden düşürmediğimiz Kelime-i Tevhidi acaba hakkıyle bilip söyleyebilmemiz nasıl olacak?...

Bu kelimenin kendi bünyesinde tuttuğu mertebeler ve özellikleri ne-lerdir?..

Kelime-i Tevhid yönünden âlemlerin ve insân’ın oluşumu nasıl bir seyir izledi?...

Hz. Peygamberimiz bu kelimeyi nasıl irsal ve tebliğ etti?...

 

Bu ve buna benzer soruların cevaplarını bu muhteşem eserde bula-bilirsiniz.

 

11 – VAHİY ve CEBRÂİL

Vahyin hakikatlerini, geniş bir şekilde izah ve ifade eden bu eserde de yeni ufuklar bulacaksınız. Değişik bir uslûpla kaleme alınan bu yazı dizelerini okudukça, gerçekten ilhâmi bir oluşumun varlığını sezer gibi olacaksınız. Okudukça idrak ve ihatanızın genişlediğini açık olarak his-sedeceksiniz.

 

12 – TERZİ BABA (1) Necdet ARDIÇ VE NECM SÛRESİ

O’nun hayatının, kişiliğinin ve şahsiyetinin tanıtıldığı bu çalışmamız ise, eserleri sıralamasında on ikinci (12.) sırada yer almaktadır. 

Çocukluğundan gençliğine, oradan bugünkü yaşamlarına gelen bir seyr’in özetler halinde ifadesidir.

Uzun yıllar içerisinde geçirdiği aşamaları kendi dilinden ve notla-rından toplayıp, derleyerek bizlere de örnek olan bu eser, uzun bir çalış-manın neticesinde ortaya çıkmıştır.

İç âleminde seyr eden bir kimsenin en geniş mânâda faydalanabile-ceği ve örnek alacağı bir kaynak hüvviyyetini taşımaktadır. Bu derleme görevini bana verdikleri için bahtiyarım.

 

13 – 13 ve İLÂhi SEYR

“Terzi Baba” kitabının basım aşamalarında 13 üncü kitabının hazır-lıkları ve araştırmaları yapılıyordu. Bilindiği gibi (13) Hazret-i Rasûlûl-lah’ın şifre sayı ifadesidir.

13 üncü sıraya bilhassa bu mevzuu alması, sayının gereği icabı ol-muştur. Batılıların 13 sayısına “uğursuzdur,” diye bakışlarının cevap-larını bulacağınız bu kitabı birçok mechulde kalmış ifadeleri zuhura geti-receğini ümid ediyorum. Tamamlandığında bir çok yeni bilgi ile tanışa-cağımız çok muhtemeldir.

 

* – FETİH SÛRESİ

Alt yapı çalışmasının hazır olduğu ancak kitap hâline henüz gelme-yen “Fethin” ve “Fetih Sûresi”nin anlatılacağı bir eser olacaktır.

 

* – Sûre-i YUSUF ve DERVİŞLİK

 

 

Bu eserlerin haricinde üstadımızın çeşitli seyahat, ziyaret, itikaf ve halvet yaşantılarında iken yazdığı çok sayıda şiir, sohbet notlarıyle, üze-rinde çalışmalar yaptığı ancak henüz kitap hâline gelmemiş olan çeşitli eserleri de vardır.  Ömrü olduğu sürece bu çalışmalarını sürdürecektir. Ancak ilk hedef kitap sayısında on üç (13) adedine ulaşmaktır.

 

* – MEKTUPLAR ve ZUHURATLAR

Bu kitaplardan çok mühim olan bir tanesi de tasavvuf yaşantılarının başlangıcından beri, kendisine gelmiş olan “muktup ve zuhurat”ların izah ve tabirleri ile hazırlanıp, yayınlanması olacaktır.

Bir hayli çok olan bu yazılar ve cevapları gerçek tasavvuf yolunda olanlara yeni ufuklar açıp, tecrübelerini arttıracaktır.

 

Çok miktarda olan ancak hazretimiz tarafından tarih sıralamalarına göre düzenli olarak muhafaza edilen bu “mektup ve zuhurat”lar, cilt-ler dolusu malzemedir.  İnşeallah bunlar da yayınlanır da hep birlikte istifade ederiz.

 

Hülasa gören gözler, sezen gönüller, onun bu eserleriyle buluştu-ğunda çok şey anlayacaklardır. Çünkü onları “Velâyet” kaleminden akan hikmet damlacıklarıyle oluşturmuştur.

 

Herbir sahifesi muhabbet ve mârifet sığınağı olan bu kitaplarla “dost” olduğumuzda siz de göreceksiniz, ki aydınlanmakla kalmayıp, sonsuzluğa ait düşünceler filizlenecek ve kendimizi yeniden keşfet-me imkânını bulmuş olacağız.