Terzi Baba Şekli, Şemaili ve Hali

Boyu orta boyludan biraz uzunca olup, beyaz tenli toprak renkli, or-ta uzunlukta aklaşmış sakalı, parıldayan yüzü ve bütün vücuduna akse-den bir güzelliği vardır. Dikkatli bakan herkes ondaki bu istisnalığı he-men sezebilir.

 

Daima parlayan ve kendisi gülmediği hâlde bile gülümseyen bir vec-hi vardır. Bütün hareket ve davranışları sertlikten ve kabalıktan uzak, yumuşak (incitici olmayan) ve zâriftir. İnsânlarla muamele ve ilişkile-rinde hiç kimseyi sıkmayan, tevazu ve sevginin güzelleştirdiği asil bir görünümü vardır.

 

Konuşmaları teker teker dökülen inci taneleri gibidir. Konuşmaya başladığı zaman bir değer ve kıymet kesilir, sükût ettiğinde ise, kendi-sinde bir tefekkür hissedilir. Yüksek sesle konuşmaz, kötü söz söyle-mez, kimsenin sözünü kesmez, kınayan ve hata arayan özelliği de yok-tur.

 

Söz söylediğinde açık, anlaşılabilir ve mânâ bütünlüğünü koruyan güzel bir üslûpla konuşur. Sözlerini tekrar etme ihtiyacı hissetmez. Rastgele  hiçbir söz söylemez. Bazen konuşmaları arasında gülümseyip lâtife yaparak konuya dikkat çekip başka anlamlar kazandırır. Genelde ondan çıkan sözleri ezberlemek de çok kolaydır.

 

Onu görüp şahsiyet ve kişiliğine yakın olduğunuzda "özü sözüne ne kadar mutabık birisi" diye de düşünüp değerlendirebilirsiniz. Onun beşeri ilişkilerinde hep samimiyet, güvenilirlik, tevazu, sadelik, nezaket ve saygı vardır.

 

Onu hep yön verici, yol gösterici, uyarıcı, sakındırıcı ve sevindirici özellikleriyle tanırsınız. Onun bu çağrıları mânâ âleminden kopup gelen sadık bir sestir. Terzi babam aynı zamanda şefkatli bir baba, iyi bir aile reisi, örnek bir eş ve arkadaş, kendi işlerini kendisi görüp başkalarına yük olmadan hayatını sürdüren birisidir.

 

O, çağları kucaklayan; daima tazeliğini, güncelliğini ve güzelliğini koruyan, insânları hep mi’râc çizgisine doğru çeken, bilimsel ve teknik gelişmelerle de ters düşmeyen birisidir. Onun sunduğu öğüt ve ilkeler, hep aranılan, hissedilen özelliklerdir.

O, yüksek idrakleri bize yansıtan bir ayna; asalet ile cömertliğin, le-tafet ile nezaketin, tevazu ile edebin, kısaca insânlık denilen yüksek de-ğerlerin, tekamülün ve güzel ahlâkın örneklerinden birisidir.

Bir kısmını sayabildiğim bu özellikler insânların onu sevmelerine se-bep olan güzelliklerinden bazılarıdır. Biz bu vasıfları onun şahsiyetinde gâyet açık net çizgilerle ve de renkleriyle görmekteyiz.

 

Terzi Babamın “Hakk” yolunda bilinç, hakikat, kemâl hayranlık, ih-tişam, aşk ve güzellikler vardır. Ona doğru yaklaştıkça heyecanınızın arttığını, kendi kabınıza sığamadığınızı, taştığınızı hissedersiniz

(Azamet ve Kibriya tecellisi).

 

Yaklaştıkça da onun sevdası sizi gafletinizden hemen uyandırır. Ya-vaş yavaş onunla dolu bir atmosfere girip, onun sizinle olduğunu kalbi-nizde, aklınızda, tefekkürünüzde, bedeninizde duymaya başlarsınız. Git-tikçe derinliğe doğru iner, indikçe hayret ve hayranlığınız artar. Onun heybetinin ağırlığını anbean görüp nefeslerinizi tutup, gözlerinizi kırp-maya bile cesaret edemezsiniz.

Göz yaşlarınız içinize akarken "Ben sana mecburum ve muh-tacım" ifadelerini dile getirirsiniz. Çünkü burası onun haremidir. O öyle bir hedeftir, ki hep bir gaye olarak kalır.

 

Terzi Babamın hayatını ve kişiliğini incelediğimizde, bir özelliği hep ön plânda görüyoruz. O da çalışmak ve çalışmak yine çalışmaktır. Ken-disi için olmayan bir dünyası ve yaşamı vardır onun... Sanatıyla imânını bütünleştirip zamanının büyük bir kısmını iğne ile kumaş, kağıt ile ka-lem arasında geçirmiştir.

 

Tekirdağ'daki terzihane dükkânı ise, kendisinin daha kolay buluna-bilmesi için bulunduğu mekândır. Bu mekândaki vakitlerinde kendisi ö-mür boyu hem bedenlere, hem de rûhlara elbiseler dikmekle meşgul ol-maktaydı.

Diktiği bu elbiseleri ise, kişilerin özelliğine göre bazısına dar, bazısı-na bol yapmaktaydı. Kim ki bu elbiseden giyme gayretinde olursa, işte o “kemâl ehli” olabilirdi.

 

Onun sanatının bayan terziliği olmasının hikmeti ise, avama karşı kendisini onunla perdeleyip gizlemesi ve de ömür boyu nefs mücadelesine devam etmesi içindir.

 

O sûreten temiz ve pak olduğu kadar ahlâken de âli ve kemâlatın zirvelerindedir. Onun vechine doğru baktığınızda sevmemeniz mümkün değildir.

Çünkü “ilâhi cemâl” hep zuhurdadır. Sıddıklık, rıza, inâyet (Allah'ın seçkin kullarına verdiği mutluluk), ihlâs, takva, hilm, edep ve mârifet onunla özdeşleşmiş nûrani hâllerdir. Onunla birlikte ol-mak kalplere, gönüllere huzur, safa, rahatlama ve ferahlık vermektedir.

 

tahallâku bi ahlâk-ı rasûlûllah - Allah Rasûlünün ahlâkıyla ahlâklanma sırrı ve tecellisi kendisinde görülmektedir.

 

Onun gönlüne girebilenler ise, hep huzur, emniyet, sükûn ve güven içinde yaşamaya başlamışlardır. “ve hazel beledil emiyn” sırrı ve te-cellisidir.

 

Çalıştığı terzihane dükkânının kapısı her zaman herkese açık tutul-muş, "yanımıza edep ile gelenlere biz de edep ile muamele ede-riz. Bu kapıdan içeri herkes girebilir. Esas olan ise, gönül kapı-sından içeriye girmektir." sözleri onun hayat düsturlanndandır.

 

Onun sağ elini ve avuç içini öpmek ise, “Hacer’ül Esved”i öpmek ve istilâm etmek (selâmlama) bîad'ı yenilemek ve ahde vefa gös-termektir.

 

Bunu nasıl izah edersiniz diye sual olunduğunda, şöyle açıklayabili-riz: Nasıl ki hacca gidildiğinde tavafa başlayabilmek için tavafin şartla-rından birisi de Hacer’ül Esved çizgisine gelip Hacer’ül Esved'i öpmek veya imkân dahilinde değilse uzaktan selâmlamak gerekir;

 

İnsân-ı Kâmil de “Allah'ın beyti”dir. Dolayısıyla O'na doğru mi’ râc yolculuğu yapabilmek için edep dairesine girip sağ elini öpmekle yo-la girilir. Çünkü İnsân-ı Kâmil'in eli, Hacer’ül Esved mesabesinde, Hacer’ ül Esved de, “Allah'ın eli” mesabesindedir. *(9)

 

Rasûlûllah (s.a.v.) Efendimize veliler hakkında bilgi sorulduğunda "Onlar görülünce Allah hatırlanır," buyurdular *(10)

                                                            

Meşhur Yahudi alîmlerinden Abdullah Bin Selâm Hazreti Peygambe-rimizin (s.a.v.) mübarek yüzünü gördüğünde “Bu yüz yalancı ola-maz,” diyerek müslüman olmuştur. *(11)

 

 

*(9) Hz. Ali'den nakledidiğine göre; Hacerül Esved, Bezm-i Elest'te Allah'ın bu tür insânlardan kendisini Rab olarak tanı-maları yönünde aldığı sözü içinde taşımakta olup ondan bu ahde vefa gösterenler lehinde, kıyamet günü şahitlikte bulunması is-tenecektir.” (“Erzakı l, Süheylî 273” İslâm Ans. C: l 14)

 

Diğer bir hadiste ise, Hacerül Esved'e dokunmak, Rahmân'ın sağ eline dokunmak gibidir,” (“îbn-i Mace, Menasik 32 El Hindi XII 219”)

 

Kütüb-ü Sitte dışındaki bazı hadis kitaplarında ise, "Hacerül Esved'in yeryüzünde Allah'ın sağ eli olduğu, onun vasıtasıyla kulları ile musafaha ettiği, Hacerül Esved'e dokunanın Allah'a bîad etmiş olacağı anlatılır.” (“Heyseni III 242” “Müttaki El Hindi XII 219” İslâm Ans. Cilt: 14)

 

*(10) İbn-i Mace

*(11) Asr-ı Saadet Cilt III  S.784

 

Büyük insân Peygamber Efendimizin yaşamından aktardığımız bu ö-zellikleri onun izinden yürüyen Terzi Babamın şahsiyet ve kişiliğinde bulmaktayız. Onun hayat felsefesi muhabbet ve mârifet üzerine kurulu-dur.

 

Yüce Rabbimizden bizi sevdikleriyle ve nimetlendirdikleriyle yoldaş yapmasını niyaz ediyoruz. Amin.