NECDET" ismi

Değerli okuyucum,

Bizler hayatımızda bütün ihtiyaçlarımıza kâfi gelecek tam bir örnek şahsiyete sürekli muhtaç durumdayız, insânoğlu fıtratı gereği de daima ideal ve örnek şahsiyetler arar. Bazen de bu yolda hatalara bile düşe-bilir. Bu yüzden, yaptığımız uzun, derin ve dikkatli bir araştırmanın ar-dından sizlere gerçek örnek şahsiyetlerden birisini göstermeyi kendime bir vazife addediyorum.

 

Terzi Baba dönemiyle onun hususiyet ve özelliklerini tanıyıp kavra-yabilmemiz için, şahsiyet ve kişiliğinin toplandığı "NECDET" ismi üze-rinde bir miktar durup, bu ismin hakikat ve mahiyetini izah edip, bazı açıklama ve bilgiler vermek istiyorum. Zira bu bilgiler sadece burası ile sınırlı kalmayıp kitabımızın diğer bölüm ve izahatlarının daha iyi anlaşı-lıp idrak edilmesinde siz değerli okuyucularımıza yardımcı olacaktır.

 

Bilindiği gibi her ismin bir mahiyeti ve değişik tezahürü vardır.

Peki "NECDET" isminde hangi hakikat ve tezahürler bulunmakta-dır?

 

Her bir kelime, delâlet eylediği mânânın o sûrette meydana gelişinden başka bir şey değildir ve mânâ, o sûretin rûhudur.

 

Şu hâlde “cismi Necdet”, bu âlemde zahir olan Allahu Tealâ'nın kelimelerinden bir kelimedir.

Ve onun delâlet eylediği mânâ da “rûh-u Necati”dir.

 

"Necdet" (lûgatta) “kahramanlık, yiğitlik, efelik” gibi anlamlara gelmektedir.

“Necat”tan gelen bir isimdir. Yani Necdet'in aslı “Necat”tır.

 

“Necat” ise; “kurtuluş, kurtuluşa erme, halâs olma, selâmete er-me” gibi mânâlara gelmektedir.

 

 

Kûr’ân harfleri yönünden "Necdet"in yazılışını incelediğimizde;

æ  nun,    x  cim,    †  dal,   p/ñ  te  harflerinin

yan yana yazılışından ibaret olduğunu ñ†uã (necdet) görüyoruz.

 

"Necdet" ismini oluşturan bu harfleri bâtini yönleriyle ele aldığı-mızda ise şöyle diyebiliriz.

 

ñ†uã  "Necdet"

æ        (nun)        Nûr-u ilâhi

x                 (cim)        Cemâl-i ilâhi

†        (dal )        Delil-i ilâhi

p/ñ      (te)           Tevhid-i ilâhi

 

O hâlde "Necdet"; Nûr-u ilâhide Cemâlüllahın tevhid üzere bilinip seyredilmesinin delilidir.

 

“Necat” ise; bütün mertebelerde Hakikat-i Muhammed-i üzere kur-tuluşa erdiren, selâmete götüren demektir.

 

Burada aklımıza hemen şöyle bir sual de gelebilir:

Necdet ismini taşıyan binlerce şahsiyet vardır. Bu ifadeler onlar için de geçerli değil midir?...

 

Bu suale cevabımız şöyle olur:

Uzun, derin ve dikkatli bir çalışmamız neticesinde anladık ki; bütün Necdet'ler böyledir. Ancak onlarda bu özellik bâtında kaldığından zahire çıkamamıştır.

Nasıl ki Cenâb-ı Hakk'ın rahmeti gazabında gizli ise...

Kadir Gecesi gecelerin içinde gizli ise...

evliyası da halkın arasında gizli olduğu gibi...;

“Necdet” de Necdet'lerin içinde gizlenmiştir, diyebiliriz.

 

Kûr’ân-ı Keriym'de "Necdet" ismi müstakil olarak zikredilmemekle birlikte, onun aslını oluşturan “Necat” Kelimesi ise 40.ncı sûre’nin 41.nci âyetinde şöyle geçmektedir:

 ¡ñì¨v  £äÛa ó Û¡a ¤á¢×ì¢Ç¤… a ó¬©Û b ß ¡â¤ì Ó b í ë ›TQ

›# 6¡‰b  £äÛa ó Û¡a ó¬©ä ãì¢Ç¤† m ë

 “ve ya kavmi maleyi ed’uküm ilennecati

   ve ted’uneniy ilennari “

"Ey milletim, ne tuhaftır ki ben sizi necat (kurtuluş) a çağırıyorum. Ancak siz beni nar (ateş) a davet ediyorsunuz.”

 

Bu konuyu ileriki bölümlerimizde daha değişik bir biçimde izah ede-ceğimizi belirtip Terzi Baba'nın şahsiyet ve kişiliğine dönmek istiyoruz.