Asıl gıdamız “Aşk”tır

Şakîk-i Belhî buyurur: "İbadeti lâyıkıyla îfâ edebilmek, bir sanattır. Onun kazanç mekânı, halvet; vasıtası ise açlıktır." O açlık ki, modern tıpta bile diyet adıyla sıhhatli kalmanın en birinci şartıdır. O açlık ki, tahammülü en zor olan bir mahrumiyettir. İrade terbiyesinde açlığa katlanabilmek kadar müessir başka bir husus yoktur. İrade ise, tabiî ve nefsanî meyillere karşı koyabilmenin temel şartlarından biridir.
 Hz. Mevlâna buyurur:
 "İnsanın asıl gıdası Allah’ın nurudur. Ona aşırı ten gıdası vermek lâyık değildir. İnsanın asıl gıdası, ilâhî aşk ve ilâhî akıldır." "İnsan, asıl ruhanî gıdasını unuttuğu ve ten gıdasına düştüğü için huzursuzdur. Doymak bilmez. İhtirasından yüzü sararmış, ayakları titremekte, kalbi telaşla çarpmaktadır. Nerede yeryüzü gıdâsı, nerede sonsuzluğun gıdası?!."Hz. Lokman, oğluna şöyle nasihat ederdi: "Miden doyunca, fikrin uykuya dalar, hikmet susar, azalar ibadetten geri kalır."Velilerden bir zât şöyle derdi: "Çeşit çeşit yiyeceklerle midesini fesada uğratan zahitten Allah’a sığınırım."
 İncelik, derinlik ve zarafet
 Sayılı günlerden ibaret olan oruç, yine sayılı günlerden ibaren olan hayatımıza incelik, derinlik ve zarafet kazandırır.
 Çünkü tokluk, nefsanî arzuları tahrik ederken; açlık, -çok had safhaya varmadıkça- tefekkür ve tahassüs melekesini güçlendirir. Bundan dolayı akıl hastalarına ilk tatbik edilen tedavi perhizdir.
 Bununla beraber oruç, bir ibadet olduğundan, sırf o gaye ile icra edilmelidir. Onun faydaları gaye hâline getirilirse, oruç, ibâdet olmaktan çıkar. Yani oruçlarımızda mide dolgunluklarını önlemek, kilo vermek gibi gayeler olmamalıdır. Böyle oruçlarda rızayı ilâhî düşünülemez.
 Bedenî hareketlerin faydasını kastederek veya gaflet ve kasvet-i kalp ile kılınan namazlar bile bu kabildendir.
 İbadetler, yalnız rızayı ilâhiyeyi tahsil gayesi ile yapılır. Bu gayenin gerçekleşmesi için, kalbin seviye kazanması, hamlıktan kurtulup kemale erişmesi zarurîdir.
 Gerçek sevgi nedir?
 “Muhabbetten Muhammed (s.a.v.) oldu hasıl, Muhammed’den (s.a.v.) bu ümmet oldu hasıl, Muhammed’siz (s.a.v.) ve muhabbetsiz bu ümmetten ne hasıl.”
 Sevgi,
 Allah’ın bizi sevmesini dilemektir.
 Sevgi,
 Peygamberimize “Habibim” hitabıdır Allah-u Teala’nın.
 Sevgi,
 Ali İmran Suresi’nde, “Eğer beni seviyorsanız Habibimi sevin ve O’nu dinleyin ki,
 Ben de sizi seveyim ve affedeyim” ayetidir.
 Sevgi,
 Rabbimizin, “Habibim, sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım” ifadesidir.
 Sevgi,
 Cennetin kapısında “La ilahe illallah Muhammed Resulullah” yazmasıdır.
 Sevgi,
 Hazreti Adem’in, “Ya Rabbi, Muhammed kulun hürmetine beni affet” duasıdır.
 Sevgi,
 Efendimize bir şey olur diye mağaranın tüm deliklerini tıkadıktan sonra, tıkayacak bir şey bulamayınca son deliği de parmağıyla tıkayan Hz. Ebu Bekir in buna rağmen sabaha kadar uyuyamamasıdır.
 Sevgi,
 Sahabe Efendilerimizin her söze, “Anam, babam sana feda olsun Ya Resulullah” diye başlamalarıdır.
 Sevgi,
 Canların canı uğruna canından geçmeyi cana minnet sayan Hazreti Ali’nin, O’nun yatağına tereddütsüz yatmasıdır.
 Sevgi,
 Hazreti Ömer’den yağmur duası istendiğinde hemen Hazreti Abbas’ın elinden tutup yukarı kaldırarak, “Ya Rabbi bu elini tuttuğum Resulullah’ın amcasıdır, onun yüzü suyu hürmetine yağmur ver” duasıyla, daha eller inmeden yağmurun başlamasıdır.
 Sevgi,
 Kendisinden Miraç hakkındaki fikri sorulduğunda Hazreti Ebu Bekir’in, “Eğer O söylüyorsa mutlaka doğrudur” tasdikidir.
 Sevgi,
 ”Biliyorum ki sen bir taşsın, bir işe de yaramazsın, değil mi ki O seni öptü” diyerek Hazreti Ömer’in Hacer’ül Esved’i öpmesidir.
 Sevgi,
 Şehit olduğunda Musab’ın üzerindeki elbisenin ancak avret mahallini örtmesiyle, kendine sanki dünyanın tam kefenini bile çok görmesidir.
 Sevgi,
 Kendilerine mahsus bir mezarı bile çok gören Hazreti Hamza ve Abdullah bin Cahş’ın Uhud’un bağrında sırt sırta aynı mezarda yatmasıdır.
 Sevgi
 ”Zeliha’yı Yusuf’a aşık oldu diye ayıplayan kadınlar, benim Efendimin sadece parlak alnını görselerdi, bıçakları parmaklarının yerine sinelerine saplarlardı da, acı bile duymazlardı” ifadelerinde saklıdır Hazreti Aişe’nin.
 Sevgi,
 Efendimizi evinde misafir etmekle şereflenen Eyüp El Ensari’nin, ya sesten rahatsız olursa diye altıI ay uyuyamamasıdır.
 Sevgi,
 Bu duygu ve düşüncelerle adını dahi duymadığı coğrafyalara Allah ve Resulünün adını duyurmak için yardan, anadan, arkadaştan geçmektir
 Gerçek sevgi,
 Allah ve Resulünün bizatihi kendisidir! 
Milli Gazete