HALVETÎYENİN AHMEDİYYE KOLU

Ahmediye, Halvetiyenin ana kollarından birinin adıdır. Bu şubenin pîr-i "Yiğit Başı" adıyla anılan Ahmed Şemseddin İbni İsa El Marmaravî'dir. Halvetiye içerisinde kendine has olarak getirdiği yenilik sonunda Ahmediye'lik meydana gelmiştir.
Marmara, Akhisar kazasına bağlı köylerden birisinin adıdır. Bu zat, memleketinde bîr miktar tahsilden sonra Uşşak'a gitmiş, orada ilminin geriye kalan kısmını devrin medrese usulüne göre tamamlamaya muvaffak olmuştur. Daha sonra aynı yerde bulunan Şeyh Alâeddin-i Uşsaki (K.S.) den inabe alarak tarikata intisab etmiş, ihlâsı, ciddiyeti ve liyakati sebebiyle kısa zamanda sülûkünü tamamlıyarak aynı zattan hilâfet almıştır.
Mürşidinin emri üzerine Manisa'ya giderek orada irşad hizmetlerine devam etmiş ve kısa zamanda çevresinin kendisini seven ve intisab edenlerle dolup taşmıştır. Burada bir müddet irşad hizmetine devam ettikten sonra manevî bir işaret alarak, İstanbul şeyhleri ile manevî alış verişte bulunmak ve bazı hususlara ışık tutmak üzere Manisa'dan ayrıldı, istanbul Şeyhleri İle ilgili bir çok meselelere yiğitçe işaretlerde bulunduğu için kendisine burada «Yiğitbaşı» mahlası verildi.
İstanbul'daki manevi hizmeti sona erdikten sonra tekrar Manisa'ya döndü. Bu arada eserler te'lif etmeye de muvaffak oldu. Bunlar: 
1— Hisale-i Tevhidiyye,
 2— Cami'ül Esrar,
 3— Ravzât'ül Vasilin, ve diğer eserleridir.
Ahmed Şemseddin lbn İsa El Marmaravî (K.S.) hazretleri 910 da Baka âlemine göçmüş ve Manisa'da kendi huzur bahçesine (kabrine) gömülmüştür. Halen Kabri Manisa'da ziyaret edilen ve ziyareti mübarek olarak kabul edilen bir yerdir.
Pir hazretlerinin geliştirdiği kol, Halvetiye kolları içerisinde orta kol sayılmıştır. Halvetiyyenin ana kolu (şubesi) olan Ahmediyye'den daha sonraları Sinaniyye, Uşşakiyye, Ramazaniyye, Cerrahiyye, Mısrıyye, Burhaniyye, adlarında şubeler meydana gelmiştir.
Bedeviyye ve Nakşibendiyye tarikatları içerisinde de «Ahmediyye» isminde şubeler bulunmaktadır. Cenabıhak pir hazretlerinin himmetini üzerimizden eksik etmesin inşallah..
Kaynak: Rahmi Serin, İslam Tasavvufunda Halvetilik ve Halvetiler, 1984 İstanbul, Sayfa:128-129 Petek Yayınları