BENZERSİN

      Hayâl cennetinden yere inince,

     Balçıktan toprak çuvala girince,

     Bir de Havva ile buluşunca,

     İşte o zaman Âdem’e (a.s.) benzersin.

 

            Derya’yı ilâhi bitgün çoşunca,

            Gemi’yi Nûh’u inşâ edince,

            Bismillahi mecraha diye yola çıkınca

            İşte o zaman Nûh’a (a.s.) benzersin

             

     İbrahim Halil ile dost olunca,

     Birlikte bir gün putları kırınca,

     Oturduğun yerinden kovulunca,

     İşte o zaman İbrahim’e (a.s.) benzersin.

 

            Tur-u Sina’ya bir gün çıktığında,

            Tevrat’tan dokuz emri aldığında,

            Tuvada da kendini bulduğunda,

            İşte o zaman Mûsâ’ya (a.s.) benzersin.

 

     Rûh’ul Kudüs’ten nasib alırsan,

     İlâhi’den bir kelime alırsan,

     Nefs-i Meryemden de hemen doğarsan,

     İşte o zaman İsâ’ya (a.s.) benzersin.

 

            Habibullah’ın izinden gidersen,

            Nefsi benliğini yere serersen,

            Hubbiyetini de idrak edersen

            İşte o zaman Muhammed’e (a.s.) benzersin.

 

     Hakikat’in ilmini öğrendiysen,

     Varlıktaki zuhurları gördüysen,

     Bunları da ehline götürdüysen,

     İşte o zaman Cebrâil’e (a.s.) benzersin.

 

 

            Hakk’la Hakk olup halka dönersen,

            Kelâmı Hakk ile kelâm edersen,

            Bâtından zahire zuhur edersen,

            İşte o zaman Vâhy’e benzersin.

 

     On sekiz bin âlemin özünden,

     Bakar görür isen Hakk’ın gözünden,

     Konuşursan hep Kûr’ân’ın sözünden,

     İşte o zaman İnsân-ı Kâmil’e benzersin.

 

            Gerçek kimliğin ortaya çıkınca,

            Zahir, bâtın, evvel, âhir bir olunca,

            Bütün âlemde kendini bulunca,

            İşte o zaman, o zaman işte,

                   kendine, zatına, özüne,

                                       Rahmân’a benzersin.

 

                                                                                                                      N.A.