ELLİ VAKTİN   İFADESİ  NEDİR?

Mi’rac gecesi namazın ilk belirlenen elli (50) vaktinden, kısım kısım, beş (5) vakte indirilmesinin sebebi neydi acaba?,

Cenab-ı Hakk’ın haşa! o kadar bilgisi yok muydu da Musa AL. vasıtasıyla indirildi.

Eğer Cenab-ı Hakk’ın muradı gerçekten ümmet-i Muhammed’e sadece beş vakit namazı farz etmek olsaydı daha baştan bunu böylece bildiremez miydi?

 

Demekki: bu hadiseden bizlere bazı ibretler çıkarmak düşüyor. Eğer baştan belirtildiği gibi namaz elli vakit olarak yer yüzüne inip mutlak hüküm haline gelmiş olsaydı, bazı insanlara çok büyük yük olacaktı.

 

Eğer, namaz baştan elli vakit bildirilmeyip sadece sonda belirlenen beş vakit olarak hüküm haline gelmiş olsaydı bu sefer de bazı insanlara haksızlık edilmiş ola­caktı. Cenab-ı Hak ise haksızlıkla değil, hikmet ile faaliyet gösterir, yeterki bizler o hikmetleri idrak edelim.

 

İnsanlar aynı güç kaabiliyette olmadıklarından idrak ve ihata seviyeleri de değişiktir. Kaabiliyeti yüksek olanı düşük seviyede bırakmak ona haksızlık olur, gücü az olana da fazla yük yüklemek ona haksızlık olur.

 

Demek ki, belirtilen vakitlerin ellisi (50) azami, beşi (5) asgaridir.

 

Beş (5) vakti, asgari müşterekte bütün ümmete farz,

fa­kat mana aleminde yükselmeye istidatlı olanlara ise elli (50) vakte kadar çıkma imkanı verilmiştir.

 

Böylece her müslüman beş vaktin hakkını vererek tatbik ettikten sonra gayreti mikdarınca çalışmaları neticesinde bir günlük namazını elli vakte çıkarma imkanını bulmuş olur.

 

Gerçekten, “Hakkikat-i Muhammedi” yolunda faaliyet gösterip idrakini geliştirmesi için kişi,

evvela            “Ademiyyet” mertebesini yaşayıp,

oradan          “Nuhuyet”,

                          →  “İbrahimiyet”,

                                 →  “Museviyet”,

                          → “İseviyet”

ve nihayet gerçek   “Muhammediyyet” mertebesine ulaşması gerekir.

 

İşte bu seyr esnasında, kişinin asgariden beş (5) vakit namaz ile başladığı günlük namazı,

her mertebede yükselerek nihayet elli (50) vakit hükmüne ulaşır.

 

 

 Ancak bu­rada fiilen bedenen kılınan yine (5) beştir, diğerleri manen olmaktadır. Fakat vakti ve gücü olan fiilen de nafile hükmünde yapabilir.

 

Eğer beş vaktin üstündeki namaza yol açılmamış ol­saydı. her halde bu ümmete yükselme yolu kapanmış olurdu. Bu hal ise ümmet-i Muhammed için düşü­nülemez bile.

 

Burada şu husus, okuyucularınım hatırına gelmiş olabilir.

Mi’rac dönüşü niçin Hz. Muhammedi İsa (as) karşılamadı da Musa (as) karşılayıp o geliş gidişleri sağladı?

 

Çünkü! İsa aleyhisselamın mertebesi “fena fillah” olduğundan “şeriatı” yoktu. Kendisinde olmayan bir şey için de o kişiden fikir sorulmaz.

 

Musa aleyhisselam ise kendisine verilen, o günün şeriatını ümmeti üzerinde tecrübe ettiğinden bu yönde bilgisi vardı ve o bilgiye dayanarak yükün hafifletilmesi yolunda girişimde bulunmayı sağladı.