“EŞHEDÜ ENNE MUHAMMEDÜRRASÜLÜLLAH”

 

Ve yine görüyorum ki Muhammed (S.A.V.) Hakk’ın Rasülu ve Peygamberidir”.,

 

Rasül; İrsal eden, ulaştıran, gönderilen manası­nadır.

Hani postacı nasıl mektubu ulaştırıyor.

Nebi                “haberci”,

Mürsel ise      “haber ulaştıran”,

                        yeni bir şeriatle gelen,

                        yeni bir şeyler getiren demektir.

 

“Eşhedü enne Muhammedürrasülüllah”.

“Ben muhakkak görüyorum ki, Muhammed (S.A.V.) onun Rasülüdur.”

 

Şimdi bu kelimenin biraz araştırmasını yapalım.

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, afakta yani zahirde, en azından bunun böyle olduğunu “Düşünüyorum ki” denmek istendiğini ifade etmiştik.

 

Bir diğer ifadeyle bunu okuyan kişi “Hazret-i Muhammedin (evvelce bahsedilen o yüce gücün)

                          - ef’al alemine,

                          - birimselliğe ve

                          - insanlara dönük olarak

ALLAH c.c. den haber getirmesi Rasülluk’tur. Ben bu hali görüyor ve böyle olduğunu tasdik ediyorum” demektedir.

 

İnsanoğlu, ne kadar kendi varlığının hakikatinin, Hakk’ın varlığının hakikati olduğunu düşünse de; bunun teferruatını bilmesi mümkün değildir.

Ancak bir haberci gelecek ki; o haber versin; şöyle, şöyle deyip izah etsin; karşısındaki de “eşhedü” desin yani “gördüm” desin.

 

İşte Hazret-i Peygamberin diğer peygamberlerden üstünlüğü ve en son gelişinin sebebi, yukarıda bahs edi­len dört tekbirin mertebesinin ayrı ayrı haber verip izah etmesindendir.

 

İlk gelen peygamberlerin bir kısmı birinci tekbiri ha­ber verebildi.

Daha sonra gelenler ikinci tekbiri haber verebildi.

Daha da sonra gelenler üçüncü tekbirin bir kısmını haber verebildiler.

Aleyhissalatu vesselam Efendimiz ise, bütün dört tekbirin tamamını en geniş ihata ve ifadesiyle haber verdi.

 

İşte zahirî ve batını anlamlarıyla kişi “görüyorum, düşünüyorum, en azından biliyorum ki Hazret-i Muhammed denilen  Habibullah;  insanlığa bu  dört mertebeden de haber getirdi, bunu müşahede ediyorum” demek bilincine varmış olur.

 

 

Ezan-ı Muhammediyi başından itibaren buraya kadar bu şekilde idrak edebilen kişi, dördüncü bir cümleye da­ha muhatap olmuş oluyor.

Nedir o?..  “Hayye ale’s-salat”