Cebrâil  (a.s.)

Cebrâil (a.s.) ilâhi gayb hazinesinde olan gizli mânâ-ları, sûret âlemine taşıyarak ulaştırır.  Böylece her ferdin kal-bine gayb âleminden nazil olan mânâları konuşma kuvveti vasıtasıyla harf ve savt ile zuhur ederek bâtınından haber ver-mesi Cibril’in yönlerinden bir yönün tesiri ile vaki olur.

 

Hazret-i Cibril, Hakikat-i Muhammediyye mertebe-sinden, zuhur-u Muhammedi mertebesine bütün yönleriyle nazil olmuştur. Cibril (a.s.) bu özelliği ile bütün âlemlere mu-hittir.

Bu vazifenin tafsilini icraya memur onun tedbiri al-tında sayısız ve hesapsız melâike vardır ve ona “Rûh’ul-kuds” = “Rûh’ul-Emin” derler. * (20)

 

İslâm dininde Cebrâil Hz. Peygambere ilâhi emirleri bildiren vâhiy meleğidir ve dört büyük melekten biridir. A-rapça’da vâhiy meleği değişik kelimelerle ifade edilmekle birlikte en meşhurları “Cebrâil – Cebreil – Cebril - Cibrin” ve “Cibril”dir.

 

*(20) Füsus’ul hikem Muhyiddin-i Arabi – A.Avni Konuk Cilt 1 Mukaddime S.27  sadeleştirilerek özet N.A.

 

Müslüman dilcilerin çoğu, muhtemelen hadis mec-muâlârındaki bazı rivâyetlere (Müsned, V.15-16: Buhari “Tefsir”, 2/6, 16/1) dâyanarak; Cebrâil’in “Allah’ın kulu” anlamına gelen İbranice asıllı bir kelime olduğunu kabul ederken; bazıları da, “Allah’ın gücü” demek olan “Cebere-tullah” tamlamasından geldiğini ileri sürmüşlerdir. 

Cebrâil’in “kuvvet” mânâsına gelen (cebr) ile âlâkası dikkate alınarak bu anlamı da kapsadığı düşünülebilir. 

 

Cebrâil, Kûr’ân-ı Keriym’de “Cibril”, “Rûh’ul kuds”, “Rûh’ul emin”, “Rûh” ve “Rasûl” şeklinde beş değişik isimle ifade edilir. 

 

İlgili âyetlerde belirtildiğine göre Cebrâil karşı konu-lamayan müthiş bir güce, üstün bir akla ve kesin bilgilere sahiptir; “arşın sahibi” nezdinde çok itibarlıdır ve meleklerin kendisine mutlaka itaat ettiği şerefli bir elçidir. * (21)

 

Cebrâil (a.s.) Peygamber efendimize Mekke yakının-daki “Hira” dağında ibadet ve tefekkürle meşgul iken gele-rek ilk “vâhyi” getirmiştir. (Yeri geldiğinde inceleyeceğiz)

 

Cebrâil (a.s.) her sene bir kere Ramazanda gelip o ana kadar inmiş olan “Kûr’ân-ı Keriym”i “levh-i Mahfuz”daki sırasına göre okur, Peygamber efendimiz de dinler ve tekrar ederdi.  Peygamber efendimiz âhirete teşrif edeceği sene iki kere gelip tamamını okumuştur.

 

*(21) Diyanet Ansiklopedisi ilgili bölüm Cebrâil  Sayfa 202

 

 

Âdem (a.s.)               12  – (oniki)            kere

Nûh (a.s.)                  50  – (elli)               kere

İbrahim (a.s.)            40   – (kırk)              kere

Mûsâ (a.s.)              400  – (dörtyüz)       kere

İsâ (a.s.)                    10 – (on)                kere

Muhammed(a.s.) 24000  – (yirmidörtbin) kere gelmiştir.*(22)

 

Cebrail (a.s.)’ın  Bazı Özellikleri

Görevi :  Elçilik;  Vâhyi mahalline ulaştırmak; İlâhi bilgiyi beşere talim etmek.

 

Genelde beşer denen varlık, kendi yapısı, kapasitesi itibariyle mânâ âleminden her hangi bir şeyi algılayacak du-rumda değildir, fakat düzgün yaşayabilmesi için yönlendiril-mesi de gerekmektedir. 

 

Bu yönlendirme – haberlendirme için de bir aracıya ihtiyaç vardır.  Bu aracının aldığı isim dört büyük melekten biri olan “Cebrâil”dir. 

Cebrâil, peygamberlere; peygamberler de ümmetle-rine ilâhi bilgileri tebliğ ederler.

 

Vâhy; Cebrâilden peygamberlere, Cebrâilin emrinde olan diğer meleklerden de nefsini temizlemiş mü’minlere vâhyin izahları ve açılımları babında ilhamlar gelir.

 

 

*(22) Rehber ansiklopedi cilt 4 – S. 286 özet

 

Vâhy; yani yeni bir oluşum, emir, Hz. Peygambe-rimizden sonra gelmez, fakat vâhyin açılımı olan “ilham ve müşahede” kıyamete kadar sona ermez.

 

Kimliği           :  Dört büyük melekten biri.

 

Hüvviyyeti     : Akıl, vahdet ve kesret ilminin geniş mânâ-da yoğunlaşmış kemâl hali.

 

Menşe-i          : Çıkış yeri, Sıfat âlemi, Hakikat-i Muham-medi, Ceberrrut âlemi, Alim ve kelim isimlerinin mazharı.

 

Kaynak ismi : Sübbûh = Kûddüs

 

Zuhur yeri    : Melek asıllı olmasından “esma âlemi” kaynağı sıfat âlemi olduğu halde, zuhur yeri, esma, isimler, melekût âlemidir.

 

Faaliyet alanı : Esma âleminden ef’âl âlemine mânâları gerektiği şekliyle taşımak, ulaştırmaktır.

 

Özellikleri : 

1.  Kendine has sûreti

 

2.  Dilediği sûrete girebilmesi

 

3. Tebliğin görev süresi; insânlarda, vâhy olarak Âde-miyyet’in başlangıcı, Muhammediyyet’in dünyadaki Kûr’ân-ı  azimüşşânın tamamlanmasıdır.

 

Cebrâil’in dünyada hayat başladığından beri her ma-halde, her varlıkta nasıl bir oluşum gerekiyorsa o oluşumun gereği olan ilmi programını oraya melekleri vasıtasıyla ver-mesi ve bu oluşumu dünyanın kıyameti kopuncaya kadar dünyada sürdürmesidir. Yukarıda da belir-tildiği gibi Cebrâil kendine bağlı kuvvetleriyle âleme muhittir, her varlıkta tesi-rii vardır.

 

4.  Görev alanı :  Sıfat ve esma âleminden ef’âl âle-mine ilâhi vahdet ilmini naklidir.  “İlmi ledünni”yi ve zahir ilimlerini  fiiller âlemine “nüzül” indirmesidir.

 

5.  Lâkabı :  Rûh’ul kudüs, Rûh’ul emin, “Kutsal ve emin rûh”, kendisine verilen her hali, hareketleri ve ilmi ek-siksiz, noksansız gönderildiği yere ulaştırması.

 

6.  Üst sınırı : Sidre’tül münteha, esma âleminin sonu.

 

7. Alt sınırı : İlâhi ilmi alarak peygamberlerde ve kâmil insânların bazılarında his ve duyu, akıl ve gönül ma-halli; fiilen ise, bütün varlıktaki tesiratıdır.

 

Yeri gelmişken kısaca bir şeyi ifade etmek yerinde olacaktır. Düşünülebilen ve duygu sahibi olan her varlığa, farkında olsun veya olmasın, bazı duygu ve düşünceler gelir.

 

İşte bu duygu ve düşünceler kişinin hayata bakışı ve değer yargıları istikametinde, nefsiyle yaşıyorsa nefsinden, hayâl ve vehim yoluyla, vehimler; Rabbıyla yaşıyorsa, akl-ı külden Cibril yoluyla Râhmani bilgiler gelir.