Sâlih (a.s.) ve Devesi

Kûr’ân-ı Kerîmin bildirdiği daha insânların hayal bile edemediği nice harikalar vardır. Yine bu Sûrenin içinde geçen gök kapıları deyimi vardır ki, gerçek manâ da nerede ve nasıl olduğu bilinmemektedir.  

 

         Bu hususu araştırmacılara bırakarak bir şeye daha dikkat çekerek mevzuu bitirmek istiyorum.

 

         Bilindiği gibi Sâlih (a.s.) mın Semut kavmi ile aralarında bir (nâkata) “Allah’ın hâmile devesi” hikâyesi vardır. O Âyet-i Kerîmelerde ki ifadelere göre, kavminin dağdan çıkmasını istedikleri bir deve vardır. Sâlih (a.s.) o deveyi çıkarırsa kavmi ona inanacaktır. Bunun üzerine Sâlih (a.s.) o deveyi dağdan çıkaracağını, ancak bir şart olarak mevcud suyun bir gün deveye bir gün kendilerine tahsis edilmesine razı olmaları gereğine işaret ederek bu hali kabul ederseniz deveyi çıkarırım demişti.

 

         Kavmi bu anlaşmayı kabul ettiler ve kararlaştırılan tarihte ve yerde hadiseyi görmek için  toplandılar. Gerçektende çok geçmeden dağın içinden hâmile bir deve çıkarak önlerinden geçti gitti, hepsi şaşkın baka kaldılar. Daha sonra belirtilen sudan bir gün deve içmeye başladı, diğer gün de ahaliye kaldı.

 

         Deve kendine ayrılan günde bütün suyu içiyor idi. Aradan bir müddet geçince kavmi bu deveyi öldürmeye karar verdiler ve öldürdüler, bu yüzden de büyük felâkete uğradılar.

 

         Kısaca hikâye budur, daha geniş tafsilât Kûr’ân-ı Kerîm de ve peygamberler tarihinde vardır, gayemiz Salih (a.s.) hayatını yazmak değil bu hikâyedeki, gelecekteki gıda teknelojisine dikkat çekmek içindir.

 

         Eğer yaşım genç olsa ve araştırma yapabilecek imkânlarım da olsa idi, bu hikâyenin açtığı yoldan gitmeye çalışırdım. 

 

Bu hikâye diye okunan hadiseyi hayata geçirmek bir gün mümkün olacaktır. Ve o kimseler gıda zincirinde büyük bir devrim gerçekleştireceklerdir. Şöyle ki, gıdaların üretimi üç aşama da olmaktadır. Birinci aşama

mâdenler, ikinci aşama bitkiler, üçüncü aşama ise hayvanlardır. Bu hikâyede de üç husus başta gelmektedir, bunların biri dağ yâni “taş”tır, ikincisi deve yâni “et”tir, üçüncüsü ise “su”dur. Görüldüğü gibi mâden olan dağ-taş’tan hemen canlı (et) üretilmiştir ve en çok ihtiyacı olan sudur. Diğer develere göre su tüketimi çoktur. Görüldüğü gibi ete ulaşabilmek için gıda zincirinin bitki halkası kaldırılmıştır, doğrudan mâden den ete geçiş vardır, ve yaklaşık,  o/o 33 lük bir süre kısalması ve bir o kadar da verim artışı vardır.

 

         İnşeallah yakın bir gelecekte bunun üzerinde çalışmalar başlar da insânlık Kûr’ân-ı kerîmin bizlere sunduğu yüzlerce teknelojinin birisinden daha faydalan-mış olur. Yeri olmadığı için daha fazla uzatmak istemiyorum sadece bu hususta bir hatırlatma ve mübarek kitabımızın her iki dünyanın saadetini hedefleyen ve sadece ölmüşlere okunan bir dua kitabı olmadığını ve daha mühimi, yaşayan ölülere okunacak, onlar daha dünya da iken mânen dirilmelerine sebeb olacağını umarak burayı bitirmek istiyorum.